| Mayıs 04, 2009, 12:45:12 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : 
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
|
 |
« Yanıtla #30 : Mayıs 04, 2009, 12:45:12 » |
|
Yüreğine sağlık... Mükemmel bir paylaşım 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 04, 2009, 12:48:41 |
|
Buz_KaLpLi
|
 |
« Yanıtla #31 : Mayıs 04, 2009, 12:48:41 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 04, 2009, 12:52:39 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden :
Mesaj Sayisi : 1975
Ruh halim :
Üye No : 6
Teşekkür Gücü : 392
|
 |
« Yanıtla #32 : Mayıs 04, 2009, 12:52:39 » |
|
Buz kalpli ellerine sağlık hepsi birbirinden güzel canım... 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 04, 2009, 12:56:38 |
|
Buz_KaLpLi
|
 |
« Yanıtla #33 : Mayıs 04, 2009, 12:56:38 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 04, 2009, 01:03:06 |
|
Buz_KaLpLi
|
 |
« Yanıtla #34 : Mayıs 04, 2009, 01:03:06 » |
|
 Başlamalı bir yerden. Sanırım benim çıkış noktam da bu oldu. Başlamalıyım yeniden sarıp sarmalıyım yaşamı yaşamı paylaştıklarımı. Yaşam denen öğretmenin sözlerini yeniden duymalıyım.
Günlerime günler eklediğim günlerde kendimi incinmiş yaşamı başaramamış bulmuştum. Bu süreç beni alabora ederken sürekli kendimi matematik sınavına tabi tutup hesap gördürürken; can kırıklarım kan kaybettirmekteydi. Bu süreç devam ediyor ben yoruluyordum.
Affetmek nedir...? Gerçekten bizler yaşadığımız kırıklığı kanıksar yada yok sayar karşımızdakini af mı ederiz? Bu tarz biraz kendini beğenmişlik kendi haklılığına güvenmişlik değil midir? Evet sen hatalısın ama bak ben es geçiyorum demek değil midir? Şu an ki doğrumla bence affetmek yüreklerimizi özgür bırakmakmış. Kimbilir belki de yaşama karşı bir adım öne geçmekmiş...Gördüm ki insan ancak kendini affedip yine ancak kendini esir ediyormuş. Ve yaşamla hesaplaşırken bizler haketmediğimize inanırız olumsuzlukları. Hep bu vardır sözlerimizde haketmek. Ben seni haketmedim ben bu sözü haketmedimben bu hastalığı haketmedim...Tamam da kim hak etti o zaman? Bizim dışımızdakiler mi?
Düşününce sana söylenen bir söz değildir karşıdakinin dilinden dökülen. Kişinin yaşamında ki kendi duruşudur. Muhatabı sen bile görünsen söz sana değildir. Bu nedendendir ki o sözün savunusunu yapacak olan da sözü söyleyendir. Yaşamda haketmedimize inandığız her şey böyledir aslında.... Kötü söz de gelmeyen sevgilide tutulmayan sözde sevemeyen yürekte... Sana değildir kişinin yaşamda kalış bicimidir...Çiçek açamıyorsa sana kızdığı için midir?Açamıyor işte güneşi az gelmiş ne denebilir ki....
Belki de tüm gönül pencerelerimizi açmamızın zamanı gelmiştir... Aslında ne fark eder ki hemen bir adım atmalı olayları değerlendirirken haklı haksız süzgecine takılmadan can yansa da o an merhaba diyebilmeli... Elbette ki yaşadığımız sürece iniş çıkışlarımız olacak. Yaşamı kararttığımız noktalar olacak. Sanırım en güzeli yaralarımıza bir an önce bakmalıyız. Yüreğimizde ki can kırıklarını teker teker temizlemeliyiz ki; durdukça kanatmasınlar. Kan kaybına dayanacak bir bünye henüz gelişmedi.
İsimleri eşlediğimiz zaman sevgiyle buluşmalı. O isimler de hala öfkeyi kini kırıklığı buluşturursak bir adım öteye gitmek mümkün değil. Öfke ve kinin gelişmediğini gördüm. Onlar sanki güneş almayan toprağın çiçekleri gibi karanlığın kölesi oluyorlar. Oysa bak bahar da geldi güneşe çıkmak lazım.....
İnsan yaşamda kalış şeklini belirlemeli pozitif olmaya mı adayım negatif olmaya mı adayım sanırım gerisi daha kolay... Şimdi ne yaşanmışsa her yola düşen yolcu gibi ben de can kırıklarımı temizlemeliyim..... Kendim için....
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 26, 2009, 09:09:35 Gönderen: Buz_KaLpLi »
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 04, 2009, 01:19:58 |
|
Buz_KaLpLi
|
 |
« Yanıtla #35 : Mayıs 04, 2009, 01:19:58 » |
|
 <İstersen hiç başlamasın>
Yarım kalsın.Öyle olduğu yerde .Belkide daha iyi olur ne dersin? Daha fazla hayal kırıklığının ne sana ne de bana faydası olmaz ki.
Onca yanlıştan sonra aşkın çokta fazla önemi olmaz olmuyor.. Kırıla kırıla onaracak yer kalmıyor yürekte. Kaçıncıya onardıysak o kadar kırıldı işte
.Yarım kalsın daha iyi. Tadı başka tenlerde arasakta birbirimizi ihmal ettiğimiz onca duygu ve diğerleri. Hüzünler.. Kaç mutluluk bu hüzünleri yok edebilir.
Matematiğini aşka dök bakalım ne kadar koruyucu oluyor mantığın.
Bunlar değil benim isteklerim. Biliyorsun bunlar değil.. Beni iyi tanıdığını iddia ederken geçmişmiydi aklından aslında beni ne kadar iyi tanımadığın?
Yarım kalsın eksik kalsın bittiği yerde yani bitirdiğin KALPTE kalsın bu aşk !
Ve başka hiçbir tenden sorma yenilgilerini terkettiğin sevinçlerini bende kalsın hayaller kalsın öylece olduğu yerde! eğer böyle olmazsa yıllar sonra tozlu raflarımızda bile bulamayacağız birbirimizi..
Bırak halatlarını çöz attığın demirleri yak dalgalandırdığın beyaz bayrağını yapay sevinçlere bürün sahte kahkahalar at kazı kendini beynimden ve git.
bir daha da sorma kimseden. Geçme hayallerimden karda yürüdüğümüz yolun her taşını sök ve git.
Yaşanmışlıkları nasıl olsa unutursun unutulur neler unutulmuyor ki.. Yeniden aşık ol tutul benim gibi..
İşte o zaman kimsenin gamzelerini farketmediğini anladığın zaman sakın geçme aklımdan.. sorma beni başka tenlerden.. O zaman hiç yapmadığın bişeyi sakın yapma
sakın beni anlamaya kalkma..
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 26, 2009, 09:09:54 Gönderen: Buz_KaLpLi »
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 04, 2009, 01:33:05 |
|
Buz_KaLpLi
|
 |
« Yanıtla #36 : Mayıs 04, 2009, 01:33:05 » |
|
Ben; anlamsız kavgalarla
Ben; yarınsız sevdalarla
Ben; anlatılan masallarla yitirdim inancımı...
Kuralsız insanların sahte cennetlerinde yanlışı doğrudan karayı beyazdan
Adamı adamdan insanı insandan ayırmakla geçti gençliğim.
Ben; kan gövdeyi götürürken
Ben; can bedenden ayrılırken
Ben; kan damardan çekilirken öğrendim yaşamayı...
Başarmak için inanç inanmak için yürek kazanmak için bilek gerekliymiş.
Adımlarını sert basmalı yumruğunu sert vurmalı sesin gür çıkmalıymış.
Taş kadar ağır taş kadar sağır taş kadar küçük taş kadar büyük olunmalıymış.
Karnın açken bile kuyruğun dik belin bükülse bile başın hep dik kalmalıymış...
Ben; ağlarken gülmeyi
Ben; karşılıksız sevmeyi
Ben; bozgun sonrası zaferlerle öğrendim sevmeyi...
Biz sevdiğimizi gün olur başımıza taç yaparız ....
Biz sevdiğimizi gün olur bağrımıza taş diye basarız ..!
Şimdi tanıdın mı beni?
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 04, 2009, 01:57:49 |
|
Buz_KaLpLi
|
 |
« Yanıtla #37 : Mayıs 04, 2009, 01:57:49 » |
|
 Bir anda çoğaldı ayyuka çalan saatler.. Nefret mi sevda mı karar veremediğim bir kalp sancısı.. Görmemek için verdiğim o çaba.. Ve her gördüğümde içimdeki sızıntı da cabası .
Evet kimse biliyordu bu sessizliğimin sebebi ne? Susmaktı benim haykırışlarım. Fırtınamdı cevap vermemek.. İçten içe yok olmaktı fark edilememek… Biliyor musun çok özledim eski günleri.. Annemin beni uyutmak için verdiği çabayıninnileri..Bir “ah” etsem geceleri hiç usanmadan kalkıp beni yoklamasını.. Hastalandığımda başımdan ayrılmamasıateşimi düşürmek için yaptığı o soğuk suları.. Çok özledim o masum zamanları. Değişiyor ya insan en güzel örneğini aynada görüyorum. Neydim ne oldum diyorum ve ne olacağımı çok merak ediyorum !
Sıkıldım tüm oyunlardan. Yapmacık tavırlar arkadan iş çevirmelerden.. Tam oscarlık bir oyunculuk.. Ayakta alkışlanmalık senaryolar..
Hayatım´dın hayatın´ı mahvettin. İnsanlığım´dın insanlığından eser yok. Nefesim´din solunum yolları tıkalı. ”Sevdiğim” derdim ne kadar yalan söylemişim...
Masum gözlerin vardıellerin gibi.. Sarıldığında o titreyişini dinlerdim. Tir tir... Masumca gülerdim. İliklerime kadar hissederdim. Farkındaysan –di’li geçmiş zamanlı tüm cümlelerim. Ne şimdi ne gelecek zamanlı yazılarım. Sana dair herşeyi bırakmışım geçmişte.. Ne hayatım ne insanlığım ne nefesim ne sevdiğim kaldı hayallerimde...
”Veda” kısa bir kelime eylemi zor.. Öznesi belirsizken yüklemine çare yok...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 26, 2009, 09:10:09 Gönderen: Buz_KaLpLi »
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 04, 2009, 02:01:56 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden :
Mesaj Sayisi : 1975
Ruh halim :
Üye No : 6
Teşekkür Gücü : 392
|
 |
« Yanıtla #38 : Mayıs 04, 2009, 02:01:56 » |
|
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 05, 2009, 04:07:41 Gönderen: Bedhah »
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 04, 2009, 02:07:18 |
|
Buz_KaLpLi
|
 |
« Yanıtla #39 : Mayıs 04, 2009, 02:07:18 » |
|
 Hayatın şu yorgun ve doyumsuz yalanları arasında kaybolan yıllarım… Ve değer veripte ulaşamadığım sevgimin arasında kaybolup gidiyorum… Ve yorulduğumu hissediyorum…
Tam uyumaya çalıştığım an sen ve umutsuzluğumun kaybolduğu karanlıklar arasında ki; Senin varoluş hayalin beni ayakta tutuyor… Ve yavaş yavaş nefes almaya çalışıyorum… Ve senin hayalin kaybolmasın diye geceye lanet okuyorum… Kaybolmasından korktuğum için… …Yürüyorum karanlıktaki hayaline… Ellerimi uzatıyorum ama karanlıklar arasında kayboluyor. Gölgenle yarışıyorum… Sen bırakıp gitmek için; ben seni yakalayıp göndermemek için savaşıyoruz… Yoruluyorum…. Koşmaktan yakalayamamaktan yakalayıpta tekrar kaybetmekten yoruluyorum… Susuyorum… Sessiz çığlıklar atıyorum duyamayacağın… Korkuyorum… Bu seferki başka… Artık korkmamaktan korkuyorum… İçimin kurumasından ağlayamamaktan korkuyorum… Bana anlamsız bakan gözlerinde; gözlerimin yaşarmamasından korkuyorum… Anlıyor musun? Hayır! anlamıyorsun… Anlamadın anlamayacaksın da… Kayboluyorum… Sende kaybettiğim ruhumu bende bulamıyorum… Çırpınıyorum çırpındıkça da batıyorum… Elimi uzatıyorum tutan yok… Karanlığı avuçluyor parmaklarım… Yalnızlığım bile beni yalnız bırakmış…. Sessiz çığlıklar atıyorum duymuyorsun… Duymuyorsuuunn… Yoruluyorum… Susuyorum… Korkuyorum… Anlıyor musun?
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 05, 2009, 04:07:53 Gönderen: Bedhah »
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 04, 2009, 02:22:28 |
|
Buz_KaLpLi
|
 |
« Yanıtla #40 : Mayıs 04, 2009, 02:22:28 » |
|
 Gel desem sana... Hiçbir şey sorma hiçbir şey konuşma sadece gel... Gelir misin?
Hadi desem yada hiçbir şey sormadan yine benimle yürür müsün sonu belirsiz?
Bakmasan görmesen duymasan günlerce... Aylarca belki... Yine beni sever misin?
Yanından uzak olan gönülden de uzak olurmuş derler ya Yanımda olup uzak olanlardansa Uzakta olup içimde olmayı becerebilir misin?
Aylar sonra yıllar belki... Seni sevdim. Senden gelen iyi-kötü her şeyi sevdim. Ve hep seveceğim diyebilir misin?
Yanında otururken bile zaman zaman beni deli gibi özleyebilir misin?
Her ayrılışımızda sabaha kadar birdaha görememek korkusuyla delirir misin?
Her gelen telefonda "ben" diye irkilir misin sebepsiz?
Beni her dakikana taşıyıp yaşamayı becerebilir misin?
Beni ben gibi sevebilir misin?
Delirsem bir gün... Aşkımmmmm diye yine sarılabilir misin?
Kapris yapmak istesem... Yapsam hatta... Şımarıp kalabalıklarda elimi tutabilir misin?
Hayat bir gün bana oynarsa maskeleri yırtıp her yerimden... Çok çirkin olsam yine beni görebilir misin?
Ne şart ve konum olursa olsun göz bebeklerimin hep aynı bakacağını bilebilir misin?
Ölsem bir gün... Benimle yaşadığın her gün için "Bir saniyesi için bile pişman değilim." diyebilir misin?
Sen hiç gözyaşlarını tutmaya çalıştın mı?
Sen her gün akan her gözyaşınla çektiğin acılarla gurur duydun mu hiç?
Acı çekmek senin hiç hoşuna gitti mi?
Ben acı çekmek hoşuma gidermişcesine açardım şarkımızı dinlerdim.
Seni göremediğim her güne her saate her dakikaya lanet ediyorum.
Ve en önemlisi seni gerçekten çoooooook seviyorum.
Boynumun büküklüğü sensiz geçen her an içindir.
Gözlerimin altındaki morluklar ise; uykusuz gecelerimin marifetidir.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 05, 2009, 04:09:17 Gönderen: Bedhah »
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 04, 2009, 02:32:22 |
|
Buz_KaLpLi
|
 |
« Yanıtla #41 : Mayıs 04, 2009, 02:32:22 » |
|
 Diyemediklerim ol…
Sende yaşarken bildiğim her şeyi unutayım..Varlığın alfabesinde tek bir harf olurken sensizliğin lugatında hiçliğimin ipinde sana kaybolayım..Yitirsem dilimin ucundaki kelimeleri..Sözlerimi kaybetsem dudaklarının ben kokan yalnızlığında. Diş bilesem senin geçmediğin içi boş cümlelere..Alnından vursam öznesi sen olmayan yüklemleri. Sana sussam hep..Sen konuşurken yitirsem hecelerimi...Kekeme yalnızlığından kurtulana umut gibi boynu bükük bir “ mim “ gibi doğrulsam senin kurduğun sevda coğrafyalarına..Sınırları henüz çizilmiş sevda ülkesinin başkenti olsa bir “ Elif “ miktarı gülümsemelerin..
Dillendiremediklerim ol…..
Sokul cümlelerime..Başı dik yüreğinle ayaklandır damarlarımdaki donuk kanı..Lehçem ol söyleyemediklerimin…Senden başka yar gözlerinden başka memleket bilmesin yüreğim..Dillendirmediğim cümlelerimle söylemediğim kız cocuğu özlemlerimin tercümanı ol. Avaz avaz bağır beni. Susmalarımda sözüm ol dudaklarımdan dökülen...Konuştuğumda ise susuzluğum ol damarlarımdan avuçlarıma süzülen..Özüm ol canımda tazelenen..Sözüm ol dudaklarımda demlenen..
Sevmelerim ol….
Dağ başı yalnızlığına inat sen benim umutlarım ol…Uçurum dibinde körelmiş ya da köreltilmiş dilimin söyleyebildiği tek cümle ol..Bilirsin beni benden daha iyi..Beni benden fazla düşünürsün her daim..Sen ki; kar yüzü görmemiş bir ateşsin bozkır dudaklarımda düşen..Hadi küllen yüreğimin iç denizlerinde..Ellerim yaralı kelebek kanat çırpayım kız cocuğu özlemi yarınlarına..Yüreğim imlası bozuk bir cümle bensiz yüklemlerine şerh düşeyim..Sevmelerim ol...Seni severken dualarım yorgun düşsün dudaklarımda..Özlemim ol. Yak beni her cümlende..Sonra küllerinden doğur beni..Sana varmak olsun her yolculuğum..Sana kavuşmak olsun sonum..
Ekmek arası hasretinle çıkayım istasyonu sen olan yollara..Çığlığını toprağa saklamış yol kenarı sevdaları giyineyim..Kızgın güneşte kavrulmuş taşlar çıplak ayaklarımda serinlesin..Sana gelmeliyim..Büyümeliyim..Yetişmeliyim sana..Sen büyüme sakın..Cennet müjdecisi yaşında bekle beni..Sakın büyüme..Sana gelirken üzüm bağlarından geçeyim..Gece yarısı üşüyen tenime tütünleri sarayım..Sonra çöllere düşeyim..Musa’nın asasından kurak bozkırlara fışkıran sulardan geleyim sana..Tamara sessizliğinde eriteyim buz dağlarımı..Sonra sana kavuşayım..Elimde unuttuğun fırından taze ekmek özlemi yüreğimde dillendiremediğin sadece saçlarını ellerinle örmek istediğin kız cocuğu özlemin…Hadi sevmelerim ol; çöl ikindisi kuraklığına aldırmadan bir gül yeşersin gözlerimizde..Öyle bir gül olsun ki; her dem “ sevdamıza “ şükreden her an gülüşümüzde tazelenen..
Geleceğim ol....
Geçmişimden alıntı yaparak yürüdüğüm yarınlarımda öznem ol..Göremediklerimi göster bana..Diyemediklerimin sözü yaşayamadıklarımın özü ol..Mahzeni karanlık nüfus kütüğüme gözlerinin aydınlığını vur..Güz yüzlü çocukların tazeliğini bırak avuçlarıma..Ezberine kat beni..Vur beni adının binlerce anlamına.Savur beni ıslak saçlarına..Sonra da topla beni avuçlarına..Topuklarının sesini bırak susuzluğum baş harfi yalnızlığına..Yazgıma kaderime düş adını..Kendinden alıntı yaparak değil en yalın halinle düş gerçekliğime...Sözlerimi bitirdim..Cümlelerimi yitirdim..Geleceğim ol. Ne “ Elif” umutsuz kalsın ne de “ gül “ bozkırsız..
Gün gelir söylemediklerimde “ söz “ Gün gelir dillendirmediklerime “ tercüman “ olursun…
Vakit geleceğime Elif tazeliğinde umutlar ekme zamanı…
Geleceği beklerken;
Bize ve sevdamıza vaat edilmiş yarınlarımızı Yakup sabrı ile beklesek..Sonra da diz çöksek Yunus’un sabır sofrasına..Sussak harf harf ..Sonra İsa’nın sancısına vurulsak..İnlesek cümle cümle..Meryem’in içi kalabalık yalnızlığı dile gelse…Sonra tekrar sussak…Züleyha’nın karanlığında Yusuf gözlü aydınlıklarda yansak İbrahim vari..Sonra aşka susasak...Koşsak mavi ufuklara anlamı sende büyüyen derinliklere..Sonra konuşsak dilsiz varlığımızla Süleyman misali..Yansak avuç avuç Mecnun’un bağrında..Sonra da Belkıs’ın saçlarında dinlensek..Üzüm bahçelerinde gölgelensek…
Hadi gözlerini kapat… Zamanın avuçlarından kurtar kendini… Vur kendini yollara.. Sensizliğin içindeki “ hiçliğime” Varlığının anlamı kat…. Geleceğimin bozkır topraklarında “ Elif “ tazeliğinde bir “ umut ” tanesi ol..
Tek gerçeğim.. Aydınlık geleceğim
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 05, 2009, 04:09:23 Gönderen: Bedhah »
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 04, 2009, 02:53:09 |
|
Buz_KaLpLi
|
 |
« Yanıtla #42 : Mayıs 04, 2009, 02:53:09 » |
|
 hayat bazen tatlı bir hikayedir hani annenin çocuğuna uyurken okuduğu masallar gibi... ve hiç bitmesini istemediğin masallar... ama uyandığında arda kalan sadece gözyaşlarıdır avuçlarına dolan ve şaşkınlık arasında camdan bakarken yıldızlara sana ait olanı bulamamak... ve ağlar yüreğin sessizce. duvarların karanlığına sokak lambalarının soğukluğuna ve üşüyen ellerinin arasından kayıp giden hayallerine sığınırsın uzunca... ama bilirsin ki zaman direnmek zamanıdır hayata karşı!... ve sende mülteci olursun bir gün sığınacak yeri olmayan.... hiçbir liman kabul etmez seni de ve kalakalırsın fırtınaların arasında düşünürsün uzunca boğulmakla boğulmamak arasında kalırsın ve sonrası yoktur işte tıpkı öncesinin olmadığı gibi. hadi al başını ellerinin arasına ve ağla hıçkıra hıçkıra… bir can ölüyordur sensizlikte tıpkı senin gibi. ya ölelim birlikte ya da uzat ellerini yeniden hayat verelim içimizdeki çiçeğe... hayatın enkazından toplarken kendini acılarına gem vurmak artık yetmiyorsa unutmak gerekir ve hayata sırtını dönmek zamanıdır; bütün gizeminle kaybolmaktır hayatın keşmekeşliğinde...
‘sahipsiz bir keman sesidir zaman;o kadar büyüler ki seni ses bittiğinde ışığı göremezsin artık...’
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 05, 2009, 04:09:32 Gönderen: Bedhah »
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 04, 2009, 11:01:33 |
|
Buz_KaLpLi
|
 |
« Yanıtla #43 : Mayıs 04, 2009, 11:01:33 » |
|
 Sus.. Konuşma.. Sen konuştukça fırtınalar çıkıyor duygu bahçelerimde.. Çiçeklerim savruluyor dört bir yana.. Çaresizce seyredip dökülen yaşlarımın dudaklarımda oluşturduğu o acı tadı sevmiyorum.. Gözlerimde oluşan nemli ıslak halide.. Helede sana karşı oluşan çeresiz halimi hiçmi hiç sevmiyorum..
Sende farkındasın sana olan sessizliğimin.. Rahatlık sarmış her yanını.. İstediğin gibi konuşup istediğin gibi esiyorsun.. Ama bilesinki zaafım sana değil; senli duygularıma.. Ben o duyguları yaşamasam mutlu olmasam en derinimde sen bir anlam ifade etmezsin..
Kop gel bana.. Bırak herşeyi bir kenara.. O önemli gördüğün laflar ettiğin herşey ne kadarda önemsiz anlayacaksın.. Dert gördüklerinin güneşte kalmış buz tanesi gibi eriyip gittiğini gördükçe yüzündeki gerginliklerinde eriyip gittiğini ince bir mutluluk gülümsemesinin ay parçası yüzüne oturduğunu göreceksin.. Bir başına durulmaz bu duygusuz yaşam karşısında anlamıyor musun...
Bir çiçek bahçesi lazım bize.. Senin çiçeklerini seçtiğin benim özenle diktiğim renk cümbüşü içinde.. Tek başına yapılmıyor bu.. Ya sıkılıyorum çiçek seçmekten yada yoruluyorum bir bir dikmekten.. Sesssizlik çınlıyor beynimde kaçmak istiyorum ordan.. Çorak kalması bundan..
Susma.. Bunları söylediğimde söyleyecek birşeylerin olmalı.. Sözleri güzel görüp duygu dolu bakışarın olmamalı sadece.. Söyleyecek birşeylerini dökmelisin o güzel dudaklarından.. Anla artık.. Huzurun bende değil.. Benden aldıklarını kendindekileri ile harman etmende.. Avuçların içinde bana sunmanda.. Paylaşmakta..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 04, 2009, 11:11:45 |
|
Buz_KaLpLi
|
 |
« Yanıtla #44 : Mayıs 04, 2009, 11:11:45 » |
|
Hayat bir öfke olmuş tüm gerçekliğiyle üzerimde patlarken ben; sevdasının gölgesine sığınmış bir mülteciyim.Sınır dışı sevmelerime yasaklar konmuşadım sa söylenmez olmuş sımarmış dudaklar da.Yarim istanbulu kuma almış erciyesimin cigeri yana yana..ve ben beklemekteyim sönmüş volkan gibi gözüksede başı dumanlı sevdamla hala bir başıma.
Yazık degil mi bana ? ben deniz nedir bilmeden sevmiştim seni.Ben vadisinden dısarı çıkmamış güdülmeyi bekleyen bir koyunken sen ; gözü her zaman yükseklerde bir coban oldun.Seni yalnızlığımla sevmiştim.Beni bilmeden önce ben senin koynundan çalmıştım nazlı sılanı.Boynuma kimlik yapıp taşımıştım sınırlarda.
Git..git..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|