| Nisan 24, 2009, 11:51:49 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
|
 |
« : Nisan 24, 2009, 11:51:49 » |
|
Ve Can Dündar aşk halini anlatmış..
Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar oldugunu fark edeceksin... Sokağa fırlayacaksın... Sokaklar da dar gelecek... Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldigi gibi... Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü... Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin... Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...
"Önemli olan saglik." "Yaşamak güzel." "Boş ver, her şey unutulur." Sen hiçbirini duymayacaksin... Göz yaşlarindan etrafı göremez hale geleceksin... Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek
isteyecek kadar çok seveceksin... Hep ondan bahsetmek isteyeceksin... "Ölüme çare bulundu" ya da "Yarın kıyamet kopacakmış" deseler başını kaldırıp Ne dedin?" diye sormayacaksin... Yalnız kalmak isteyeceksin... Hem de kalabaliklarin arasında kaybolmak... Ikisi de yetmeyecek... Geçmişi düşüneceksin... Neredeyse dakika dakika... Ama kötüleri atlayarak...
Onunla geçtigin yerlerden geçmek isteyeceksin... Gittigin yerlere gitmek... Bu sana hiç iyi gelmeyecek... Ama bile bile yapacaksin... Biri sana içindeki aciyi söküp atabilecegini söylese, kaçacaksin... Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin... Hayatinin geri kalanini onu düsünerek geçirmek isteyeceksin....
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin... Herkesi ona benzetip... Kimseyi onun yerine koyamayacaksin... Hiçbir şey oyalamayacak seni... Ilaçlara sığınacaksın... Birkaç saat kafani bulandiran ama asla onu unutturmayan. Sadece bir müddet buzlu camin arkasindan seyrettiren... Bütün sarkilar sizin için yazilmis gibi gelecek... Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin...
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak... Sabahi iple çekeceksin... Bazen de "Hiç günes doğmasa" diyeceksin... Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler... Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin... Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin ... Nafile...
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek... Rüyalar göreceksin, gerçek olmasini istedigin... Her siçrayarak uyandiginda onun adini söyledigini fark edeceksin... Telefonun çalmasini bekleyeceksin... Aramayacagini bile bile... Her çaldiginda yüregin ağzına gelecek... Ağlamakli konuşacaksın arayanlarla... Yüreğin burkulacak... Canın yanacak... Bir daha sevmemeye yemin edeceksin... Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden... Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın... Defalarca aradığı günlerin kiymetini bilmedigin için kendinden nefret edeceksin... Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin... Onunla hiçbir aninin olmadigi bir yerlere gidip yerleşmek... Ama bir umut... Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu... Bu umut seni gitmekten alıkoyacak... Gel gitler içinde yasayacaksın... Buna yaşamak denirse...
**** Razı mısın bütün bunlara...? Hazir mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye...? O halde aşık olabilirsin
CAN DÜNDAR
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 13, 2009, 05:11:03 |
|
MasaL
|
 |
« Yanıtla #1 : Mayıs 13, 2009, 05:11:03 » |
|
 16 Haziran 1960 'ta Ankara'da doğdu. Babasının Fenerbahçe sevgisi ve Can Bartu'ya olan hayranlığı sebebiyle Can adını aldı.Ankara Anadolu Lisesi'ni bitirdi. 1982'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. 1986 yılında İngiltere London School of Journalism'de eğitim aldı. 1988’de Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Fakültesi'nde Siyaset Bilimi dalında master yaptı. 1996’da yine aynı bölümde doktorasını verdi.1979-1988 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde çalışan Can Dündar, televizyon yaş. 1988 yılında TRT de başladı. 32. Gün bünyesinde yaptığı program ve belgesellerle çalışmalarını sürdürdü. Çeşitli televizyon kanallarına belgeseller hazırladı. Birçok dergi ve gazetede yazılar yazdı. Halen Milliyet gazetesinde köşe yazıları yazmakta.Evli ve bir çocuk babası
Hiç Bir insani unutmak, bir insandan vazgeçmek, bir insani hayatindan sonsuza kadar çikartmak zorunda kaldin mi hiç? Hani ölmüs gibi, hani uzatsan da elini tutamayacagini bilmek gibi, her an kapindan içeri gülümseyerek girecegini bekleyip ama aslinda hiç gelemeyecegini de bilmen gibi. Ne zor sey degil mi ölmedigini bilmek , ama ölmüs gibi ulasilmaz olmasi artik o insanin sana, ne kadar katlanilmaz bir gerçek degil mi sen hala bu kadar sevgili iken? Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemigini yakarcasina özlemek... çok kötü degil mi? Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu isitememek , artik sonunun "Pi" hali degil mi? Biliyorsun degil mi? Ne kadar umutsuz bir arayistir o, kalabalik caddede geçen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek için o yüzü, belki biraz önce geçti bu kaldirimdan diye düsünmek, belki su an arkamda yürüyen insanlarin içinde bir yerde demek, belki su an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yasamak ne zordur degil mi? Ne kadar eritir insani farketmeden. Sende biliyorsun degil mi bunlari.? Bir sinema koltugunda sende iki kisi gibi oturdun mu hiç? Hiç iki kisi gibi zevk aldin mi bir konserden yalniz basina. Güzel bir kafe kesfettiginde, güzel bir film seyrettiginde, güzel bir sarki dinlediginde güzellikleri oraninda eksik kaldiklarini hissettin mi paylasamadigin için onunla. Bir barin kalabaliginda hiç yarim vücudunla sallandin mi ortada? Hiç iki kisilik beyninle yarim insan olabildin mi? Baktiginda aynana sadece yüzünün bir yarisini gördügün oldu mu hiç? Sana hayatindaki en büyük yoksunlugu yasatandan nefret edemedigin zamanlar oldu mu hiç? Gözünün içine baka baka kolunu bacagini kesen bir insanin yüzüne sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildigin zamanlar oldu mu hiç? Hayatta inandigin bütün degerlerini altüst eden birisine ask siirleri yazabildin mi? Onu içinde korumanin seni yok etmek oldugu zamanlara feda oldun mu hiç? İçinde aglayan çocuga umut sarkilari söyleyemedigin, özlemini, susuzlugunu, açligini gideremedigin zamanlar oldu mu hiç? Kanayan yarasini gördügün ama merhem olamadigin zamanlar. Gücünün, hani o tanrisal gücünün bir çocugun aglamasini susturamayacak kadar oldugunu gördügün zamanlar oldu mu hiç? Hiiiiiiiç.... Hiiç... hiç... bir hiç..
CAN DÜNDAR
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|