|
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 25
Cinsiyet : 
Nerden : istanbul
Mesaj Sayisi : 1887
Ruh halim :
Üye No : 9
Teşekkür Gücü : 695
|
 |
« : Mayıs 20, 2009, 10:50:32 » |
|
1950'li yılların başında Ankara'daki halk evlerinde Orhan Veli ve arkadaşları toplanır ve edebiyata-sanata dair sohbetler ederler. Edebiyat camiasından olmamasına rağmen Sair adında bir edebiyat dostu da elinden geldiğince bu sohbetlere iştirak eder; yalnız nedense Orhan Veli her defasında -sevdiğinden olsa gerek- Sair'e takılır. Yİne böyle halkevindeki buluşmaların birinde Orhan Veli içeri girer girmez Sair'i farkeder ve ona şöyle seslenir: Hey gidi koca Sair Ne var sende aşka dair? Sair boş durur mu, hemen cevabı yapıştırır: Hey gidi Orhan Veli Kanık Halkı kandırmaktan sanık "Sende ne varsa bende de o var" der. Epeyce gülüşürler...
KAMIŞ Bir mecliste Ahmet Haşim’in “Akşam” şiiri okunuyordu: "Akşam ,akşam ,yine akşam Göllerde bu dem bir kamış olsam..."
Mecliste bulunanlardan biri atılır: -- Bu da nasıl şiir? Kamış olmak da ne demek? İnsan, kamış olur mu? Halit Fahri cevap verdi: -- İnsan elbette kamış olur. Bir çoğumuz odun (!) oluyor,birimiz de kamış olsun.
Mehmet Fuad, Halit Ziya'ya diğer Servet-i Fünûncuları şikayet etmiş.. "Üstâd, bunlar bana kısa boylu diyorlar!" Halit Ziya, biraz kızgın, biraz şaşmış cevap vermiş: "Halt etmişler onlar! Sen düpedüz, cücesin bee!"
Cahit Sıtkı İstanbulun dar yollarından birinde ilerlerken karşısına bir iri kıyım çıkmış Cahit Sıtkı: Beyefendi müsaade ederseniz geçeceğim Deyince kabadayı ben ayılara yol vermem demiş Cahit Sıtkı bunun üzerine Ben veririm buyrun geçin
ÖKÜZ Eski Darülfünûn müderrislerinden merhûm Ferit Kam’a “Dünya öküzün boynuzunda mı durur?” diye sormuşlar. Üstâd bir dakika kadar düşünüp öğrencilere “Yazın!” demiş:
Ne taaccüp ediyorsun buna dünya derler, Duyulan herzelere onda nihayet yoktur, Yerin altında öküz var mı dedi bir meczup Onu bilmem dedim, fakat üstünde pek çoktur. taaccüp: şaşma herze: saçma sapan söz meczup: deli, aklını yitirmiş.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek bir gün konferans verirken salonda bulunanlardan birisi kürsüye salatalık fırlatır. Salatalığı eline alan Necip Fazıl salondakilere dönerek: "- Birisi kimliğini göndermiş, kiminse gelsin alsın" der.
Malta'dan yeni döndüğü sıralarda Ahmet Haşim'e rastlayan Süleyman Nazif, orada çektiği acı dolu günleri anlatırken, İngilizlerin çok eski devirlerden kalma bayat konserveleri kendilerine yedirdiklerini söyler. Ahmet Haşim, "İnsan etinden mi?" diye sorunca, Süleyman Nazif, "Yook", der. "İngilizler hiç insan etini başkalarına yedirir mi?"
|