GümüşKalem Forum Sitesi > Aşk Arkadaşlık Dostluk >  Aşk > Aşk'a dair herşey > ESRA ...
GoogleTagged

Sayfa: [1] 2 3 4   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: ESRA ...  (Okunma Sayısı 1594 defa)
Nisan 24, 2009, 10:13:55
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« : Nisan 24, 2009, 10:13:55 »

Aşk Kağıda Dökülmüyor


Nasıl bir yazgıydı bu, yazanı yazdıranı belli olmayan? Hangi kader çizgisiydi yollarını kesiştiren? Hangi rüzgarlardı o güzel kadını, onun sakin küçük dünyasına getiren? Onu sakin denizlerden sürükleyip fırtınalı okyanuslara atan? Sırası mıydı bu aşkın, o ununu elemiş eleğini asmış, tüm sevdaları sürgünlere göndermişken?

Hangi acımasız yazgıydı, onu yeniden aynalara baktıran. O aynalar ki, hiç yalan söylemeyi bilmezlerdi. Geçen yılların bırktığı izleri insanın yüzüne acımasızca vururlardı. Azaltamazdı ki kalan saçlarındaki akları, yüzündeki çizgileri. Küçülüp, eriyordu, o güzel kadının belleğine kazınmış resminin yanında. Utanıyordu sevdasından, aşkından. Ona giden yollardaki uçurumlar, engeller büyüyordu. O, giderek uzak ve erişilmez bir tanrıça oluyordu. Kâr etmiyordu hiçbir şey; bilge teselliler, kitaplarda okudukları.

İster itiraf etsin, ister etmesin, düştüğü durumun bir tek tanımı vardı ve o da aşktı, sevdaydı. Ve o ömrümde hiç böyle sevdalanmamıştı. Bu sevda, platonik, romantik gibi klişelere sığmayan bir sevginin ürünüydü. Sözcüklerle tanımlanamayan, gece gündüz her saat, her an onu düşündüren, ona özge bir sevdaydı. Ah, bu yürek değil miydi onu yakan, bu onulmaz sevdalara düşüren. Sevginin o mütiş gücünü bu sevda ile öğrenmişti yeniden. Sevdiğiyle sadece aynı mekanlarda olabilmenin bile ne büyük bir mutluluk olduğunu, onun sadece telefondan duyulan sesinin bile tüm gökyüzünü maviye çevirebileceğini, karanlıkları aydınlatabileceğini bu sevda ile yaşamıştı. Ve aşkın insana çılgınlıklar yaptırabileceğini yeniden ta kanında hissediyordu.

Aşık olduğu kadınla olan en kısa ayrılıklar bile ona dayanılmaz geliyordu. Şimdi o yine uzaklardaydı. Ve ona olan hasreti aralarındaki mesafeler artıkça artıyordu. Üstelik günlerdir ondan haber alamamak kendisini deli ediyordu. Ona merhaba diyebilmek, bir tek sözcük de olsa sesini duyabilmek için her yolu deniyordu. Ama tüm çabaları sonuçsuz kalıyordu. Gece gündüz, her an onu düşünüp ona ulaşamamak, korkunç bir ızdıraptı. Kahrolmaktan başka hiçbir şey gelmiyordu, elinden. Bu griler grisi, mavi yoksunu gökyüzünün altında çıldırasıya özlüyordu o kadını, onun gözlerini, gözlerinin rengini, gülüşünü.

Ayrılık acısıydı bu, kolay değildi üstesinden gelmek. Haykırsaydı sevgisini pencerelerden, bağırsaydı adını sokalara, diner miydi acıları? Yılın son günde yağan karın beyazına dökseydi karanlıklarını, aydınlanır mıydı içi? Batmakta olan güneşin kızıllığına, sütmavisi kesilen gökyüzüne çizseydi aşkını, azalır mıydı o kadına olan özlemi? Kalemini kanına batırıp ak kağıtlara yazsa bu aşkı, biter miydi hasret?

Bu son ayrılık, onu genç kadına olan sevgisini sorgulamaya zorluyordu. Aklı, bu sevdanın, hiçbir gerçekliğinin ve geleceğinin olmadığını söylüyor; kendisi için hiçbir şey ifade etmediğin, senin sevdana gereksinimi olmayan o kadını neden seviyorsun? diye soruyordu. O ve kalbi akılına karşı inatla direniyorlardı. "Evet, değer", diyordu, "yüz kere, bin kere değer!". Çünkü o kadın yaşamından çıktığında kendisini tekrar ölü hayatların, mavisi ve güneşi olmayan günlerin beklediğini biliyordu. "Değer" diyordu, "herşeye değer! Uğruna ölmeye, çılgınlıklar yapmaya, deli divane olmaya, Kerem gibi yanmaya değer!"

Niçin mi? Sadece o kadını görebilmek için, sadece sesini duyabilmek için, sadece güzel gözlerine bakabilmek için, o sıcak, o çocuksu gülüşünü yaşayabilmek için. Onu görünce heycanlanmak, onunla konuşurken toy bir delikanlı gibi ne söyleyeceğini, ne diyeceğini şaşırmak için. Onunla birlikteyken, onu düşünürken tüm dünyayı, tüm kaygıları unutabilmek için.

Tektaraflı sevdaların seveni acılara boğabileceğini ta başından biliyordu ve o acıları ak kağıtlara dökerek, şiirleştirip, öyküleştirerek yenebileceğini düşünmüştü. Ama bunun olanaksız olduğunu kısa zamanda anlamıştı: Gerçek aşk kendini yazdırmıyor, kağıda dökülemiyordu. Ve o aşka tutsak, aşık olduğu kadın ona yasak olsa da, aşka ihanet etmemek için; insanı insan yapan o yüce duygudan yana olmak için; belki de sadece "onu seviyorum, o halde yaşıyorum!", diyebilmek için, sonuna kadar direnecekti ...
Logged
Nisan 24, 2009, 10:15:08
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #1 : Nisan 24, 2009, 10:15:08 »

Kendini arayan bir ruhtum dipsiz kuyuların en derinlerinde. Ne ben farkındaydım ruhumu kaybettiğimin ne de ruhum nerde olduğunu biliyordu. Gündüzlerde dolaşırdım ya belki ondan fark etmemiştim yokluğunu. Sonra geceler benim oldu. Gecelerin zifiri karanlıklarında ruhumun aydınlığına sığınmak istediğimde anladım ki o benden çoktan gitmişti. Ama biliyordum ki bedenleri gündüzlere esir ruhlar gecede çok fazla dolaşamazlar, mutluluğu bulamaz ve geri gelirler. Bedenlerine, gönüllü köleliğe razı olurlar bir süre sonra. Ruhumda öyle oldu ben aramaktan vazgeçtiğim gün geri geldi. Yıpranmıştı, yorgundu ve artık daha da umutsuz, mutsuzdu. Nedenini sordum; bana ‘’özgürlük güzel şeydi ve geceler benim olur sandım ama anladım ki bedenlerine kölelik etmiş ruhlar kendi özgür gecelerinde dolaşırken bile esaret prangalarını taşırken yoruluyorlarmış, onların gidebilecekleri en uzak yer bile gündüzlerin bir nefes ötesiymiş’’ dedi.
Sabaha kadar hep beraber konuştular birbirlerini anlarlar diye ama olmadı anlayamadılar, anlayamazlardı da! Gündüzlerimin efendisi bedenim başladı söze; olmaz dedi ben ruhumun peşine takılıp özgürlüğüme kaçamam, o kadar çok mutluluk vaadim var ki ve o kadar çok sorumluyum ki benimle mutlu olmaya alışmışlara onlara bunu yapamam dedi. Ruhum geceler öyle güzel ki yaşadığını hissediyorsun karanlık sokaklarda dolaşabiliyor ve istediğin an sevdiğinin yanına gidip ona sıkıca sarılabiliyorsun dedi ve devam etti; beklentiler yoktur gecelerde seversin ve sevildiğinde mutlu olursun sadece ama sen mutlusundur her şeyden önce! Umudum ve umutsuzluğum başladı tartışmaya; umutlarım biz ne yapıcaz dediler yaşamaya hakkımız yok mu istediğimiz sokaklarda. Umutsuzluklarım ayaklarında ki prangalara baktılar ve bunları çıkarmamız imkânsız dediler. Ruhum umutlarımı da aldı ve terk etti masayı, bedenim gündüzlerimin koynunda umutsuzluklarıma sarıldı ve uyudu. Baktım ki masada tek kalan çaresizliğimdi, ağlıyordu. Yanına oturdum sessizce, bir süre öylece sustuk ve sadece belki dedim bir gün yüreğim ve içindeki sevgi bize ne yapmamız gerektiğini söyler.
Ertesi gün anladım ki bedenim gündüzlerime esir, ruhum gecelerime âşık ayrı düşmüşlerdi.
Bana kalansa yine paramparça bir hayattı.
Logged
Nisan 24, 2009, 10:16:05
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #2 : Nisan 24, 2009, 10:16:05 »

BİR GÜL YAPRAĞI DEĞİL MİSİN SEN?
SENDE GEÇECEKSİN........
BAHAR YAĞMURLARI DÖKÜLECEK GÖZLERİNDEN
DİNECEKSİN.......
KANATLARIMDAN KOPAN BİR TÜY GİBİ
YERE İNECEKSİN........
BİR GÖKKUŞAĞI UZANACAK BENDEN
BİNECEKSİN.......
ETEKLERİNDE YILDIZLAR OLACAK,
YÜRÜYECEKSİN.......
SORULARININ YANITI OLACAK BİR BAKIŞ,
SEVECEKSİN.......
"YAKLAŞ" DİYECEĞİM GECENİN BİR YERİNDEN,
SESİM YANKILANACAK KORİDORLARDA,
ÜRPERECEKSİN.......
GÖZ KAPAKLARI AÇILACAK AĞIR AĞIR YÜREĞİNİN,
"YAKLAŞ" DİYECEĞİM TAA DERİNDEN,
GÖNLÜMÜN KORİDORLARINA GİRECEKSİN....

YAKLAŞ EY GÜZEL SEVGİLİ
YAKLAŞ EN GÜZEL AŞK

PENCERELER OLACAK TAŞ DUVARLARDA,
HERBİRİNDE DEĞİŞİK MANZARALAR......
HERGÜN BAŞKA SEN
DEĞİŞİK DURUMLARDA.....
YÜRÜ,SEN BAŞKASIN
OYALANMA KÜÇÜK MUTLULUKLARLA...
YAKLAŞ....YAKLAŞ......BİRAZ DAHA,
BAK NE SÖYLEYECEĞİM KULAĞINA,
KONUŞMASANDA OLUR,
YAVAŞÇA ARALANSIN DUDAKLARIN,
YAKLAŞ,SU SIZMASIN ARAMIZDAN,
SIRILSIKLAM OLALIM TERDEN....
SEN VE BEN HER ŞEY OLALIM BU GECE....
GEÇELİM KENDİMİZDEN...

FISILDA,ARALANSIN DUDAKLARIN,
BİR GÜL YAPRAĞI DEĞİL MİSİN SEN?....

YAKLAŞ EY SEVGİLİ....YAKLAŞ....
YAKLAŞ EN GÜZEL AŞK...
Logged
Nisan 24, 2009, 10:17:50
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #3 : Nisan 24, 2009, 10:17:50 »

Senden uzakta hep birşeyler eksik,
Gönlümde derman yok, inan bir nefeslik...
Ne bir avuntu, nede biraz ümit,
Ne yaptın bana, nedir bu sessizlik?

İçimde birşey acıyor, sen gelince aklıma... Herşeyim...

YERİNE SEVEMEM..!! "


Canım aşkım... Biliyor musun sana adadığım, seni ve sana olan aşkımı anlatan tek şarkıdır bu...

Seni çok özledim sevdiğim, hasretin öyle çoğaldı ki içimde.. Bir yerlere sığdıramıyorum kalbimi, hele yokluğun nasıl da canımı yakıyor..!! Aradan kaç ay, kaç mevsim geçti, ne sular aktı ama halâ yoksun yanımda ve ben halâ deliler gibi seni bekliyorum... Nolur beni daha fazla sensiz bırakma, dayanamıyorum..!!

Sensiz bu şehir bana dar, yaşamak zor geliyor. Korkuyorum ve kaçıp gitmek istiyorum buralardan, ama nereye? Üniforma tutkum beni kurtarır mı, kazanırsam sonrası benim için hayırlı olurmu bilmiyorum.. Senden kaçıyorum belkide, oysa çok seviyorum.. Ama bu gitmek isteyişimi benim de aklım almıyor. Sanki başka çarem yokmuş gibiyim. Sensiz yapamıyorum bu yüzden, ama sana da kavuşamıyorum bir türlü...

Elim kolum bağlı, bir rüzgâra kapılmış savruluyorum. Bu yol beni nereye götürür kim bilir? Bir garip gönül hikâyesi işte,her dem taze tuttuğum anılarınla yüreğimde sakladığım.. Bu yürek senden geçmiyor, kalbim seni unutmuyor...

Aşk haketmeyenlere, gül deli dikenlere, can çekip gidenlere mahkûm... Sonlar hep hüzünlere, çaresiz bitişlere, günahlar ateşlere mahkûm... Bende sana sevgilim, ben sana mecburum bilemezsin..!!

Sen benim için; bir bankta oturup seyrettiğim o parıltılı gece ışıkları değil, bende mabedleşen Kız Kulesi'sin...

Sen benim için; sabahları doğup akşamları batan güneşim, geceleri gökyüzündeki ay'ımsın bakıp sohbet ettiğim ve yıldızımsın kaydığında yine seni dilediğim...

Sen benim için; tren garında âşık ve ıslak gözlerimle bakıp vedalaştığım iki çimen gözsün, sahibini unutamadığım...

Sen benim için; bülbülün gülüne, âşığın sevdasına bedenin toprağına hasretle bekleyip kavuşması demeksin...

Sen benim için; uğruna herşeyden fedâ edip vazgeçebileceğim ama o vazgeçebileceklerim uğruna senden geçemeyeceğim tek aşksın..!!

Sen benim için; ölüp gitmeye kıyamadığım yaşama sebebimsin.. Sen benim herşeyimsin.. Seni öyle çok seviyorum ki, kimseler bilemez sen bile...

Ah o ellerin varya, dokunmak için yandığım... Gözlerin varya, bakınca eridiğim... Dudakların varya, öpmek için delirdiğim... Bedenin varya, hep sarılmak istediğim... Nasıl da aşığım sana sevgilim...

Nolur çabuk dön, inşallah hemen biter şu askerliğin de tezkereni görüp kavuşurum sana bir an önce.. Ve sen bu satırları okurken, doğum günün gelmiş olucak. Çok üzülüyorum çünkü, yanında olup seninle kutlamak vardı bu güzel günü.. Senin doğuşun ve tanışmamız benim hayatımdaki en önemli şeyler, buna şükürler olsun...
_________________
ask herseyi affeder mi
Logged
Nisan 24, 2009, 10:21:31
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #4 : Nisan 24, 2009, 10:21:31 »

Hep ertelenen bir an, hiç yaşanmamaya mahkumdur.

Düşlerin bekleyişini yalnızca bir hüsran karşılayacaktır.

Mevsimleri sayarsak, ömür baharsız tükenir gider.

Sevdiğinizi bulmak ya da bulduğumuzu sevmek tercihi en zor olan iki seçenektir bu sınavda...

Boşuna akan ırmaklar mı var yüreğimizde, sebepsiz mi coşkun bir denizde maviye hasretliğimiz?

Ufukta görünen o ki, mutluluk tek kişiliktir aslında.

Karşımızdakinin çabasına ihtiyacı yoktur mutluluğun.

Aşkın da sevdiğin kadar büyüktür, sevdiğin sürece meydan okur dünyaya.

Hasretle beklenen gelmez hiçbir zaman, o hasreti yalnız tüketirsin.

Karşılık bulmuyorsa sevda, umut değil, kendini hükümdar sanan köleler üretir, dönemezsin.

Ama boşa geçmemiştir dolan vakit. Heba olan şiirlerin de değildir.

Türkülerin diliyle yas tuttuğun geceler, sırdaşlığını hiç terk etmez.

Kıymetini bilmediğin kır çiçekleri yeniden açar, o gül solarken.

Ayrılanlar yıllar geçse de üstünden, hep aynı acıyı çeker.

Ama yollar hiç bitmez. Sonuna geldiğin, zannettiğin yerler birer duraktır aslında.

Ve sen yolculuğunu gönüllü olarak bitirmişsindir o durakta.

Güneş hep geç kalırmış gibi gelir, sen bir havada mevsimlecaktır belki.

Hep bir umutla beklenirken sevda habercisi, yüreğini teselli etmek de sana düşer.

Her şeye rağmen ürkütmesin seni bu sevdanın ateşi.

Her yangın önce başladığı yeri yakar.

Sana küçük kendime büyük gelen yüreğimde, yıllar geçse de senin adın yazar.

Ve bil ki sevdiğim, uslanmaz ruhum yaşadıkça seni sever, seni sevdikçe yaşar...

Mehmet Coşkundeniz
_________________
.: Ve ben seni hayatımın bir musalla taşına en yakın yerinde sevdiM :.
Logged
Nisan 24, 2009, 10:21:59
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #5 : Nisan 24, 2009, 10:21:59 »

Kal Sağlıcakla

Kader defterimin dram bölümü;
Sana tutsak ettim sefîl gönlümü,
Esaret yerine bil ki ölümü,
Seçerim sevgilim kal sağlıcakla.

Benimle bir dünya dar geldi sana,
Seviyorum demek ar geldi sana,
Kara toprak daha yâr geldi bana,
Göçerim sevgilim kal sağlıcakla.

Göçüp gidenlerin son nefesini,
O sessiz ülkenin efsânesini,
Hayatla ecelin mesafesini,
Ölçerim sevgilim kal sağlıcakla.

Çektiğim çileler gelmiyor dile,
Söylesem nafile, yazsam nafile,
Senden vazgeçersem, Sırat'tan bile
Geçerim sevgilim kal sağlıcakla.
Logged
Nisan 24, 2009, 10:22:36
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #6 : Nisan 24, 2009, 10:22:36 »

Benden önce söylenmiş sözlerin haklılığına kızdığım oldu zamanında.
Ama inandığım da. Ömrümde her şarkı başka bir kapı açtı.
Bu şarkının ardında sen, bu kapının ardındaysa benden önce söylenmiş sözler vardı.

(çok zor günler geçirdim vaktiyle
alemde savaşlar çırpınışlar nihayetinde
aşık olmak kısmetmiş yar
sana
aşık olmak kısmetmiş yar)

Seçtiğimiz hayatlar mı bunlar?
Seçtiklerimiz mi bunca yokluk, bunca kırıklık, bunca acı?
Seçtiklerimiz evet.
Hayat bu sevgilim, çoktan seçmeli, senin aşkınsa bir dönem ödevi.

(bir gece çıkıp gelsen ölmezsin yar
ölümlerden ölüm beğen gelmezsen yar
bir akşam çıkıp gelsen ölmezsin yar
ölümlerden ölüm beğen öleceğim yar)

Bir şarkı tuttum sevgilim, bir kapı açtım ikimize.
İkimiz çokmuşuz meğer bu resme.
Kapatmadan bu kapıyı yine de
Bu yaralar, bereler sanadır, bileler

Çok canım yanıyordu gördüklerimden ve göreceklerimden.
Benim kanayan dizlerim yoktu hayatta bir tek.
Benim de kanattıklarım vardı elbet.
Ezdiğim kumlar ve geçtiğim yollar hala gölgemi taşıyorlar.
Hani demiştim ya; en başında ne ayrılıklar, ne aşklar, ne başlangıçlar diye
Yani demem o ki, çok zor günler geçirdim vaktiyle.

(aşık olmak çok zormuş yar
sana
aşık olmak çok zormuş)

Bu şarkı sadece benimdi sevgilim ve ben büyük bahçeler istemiştim ikimize.
Yazmışsın ya; Onu sevebileceğimi düşünmüştüm diye.
İşte o günden beri, belki de bu yüzden sadece,
Bu yaralar, bereler sanaydı, bileler, göreler aşkımı, şahidim gök kubbe.
Logged
Nisan 24, 2009, 10:23:26
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #7 : Nisan 24, 2009, 10:23:26 »

Biz insanlar ne çabuk pes eder olmuşuz. Bir çift gözün uğruna dağları delen de çölleri aşan da etten kemikten değil miydi yoksa Sevgi ayaklar altına alınmış işi gücü para olmuş mevki olmuş makam olmuş insanların. Ve ömrün yolunda bir ömür boyu diye beraber yürünecek insan böyle seçilir olmuş ne yazık ki…
Yapamayız aşkın tanımını bizden öncekiler yapamadıysa biz hiç yapamayız zaten. Tutunduğumuz ne varsa cılız asılsız köksüz. Altı üstü iki sözcük kullanmışız sevgimizi anlatmak için adetten sayılır olmuş Seni seviyorum. demek. Daha fazlasını istemeye hakkımız olmamış hiç çünkü daha fazlasını vermemişiz sevgiliye. Ya kaçan kovalamış ya kovalayan kaçmış oyun olmuş aşk her iki tarafında kaybetmeye mahkum olduğu bir oyunu oynamışız onunla.
Savaşları kan davalarını başlatan ya da bitiren doğumun ve bazen ölümün sebebi aşk… Ne kadar da güçlü görünüyor değil mi Oysa yalan yanlış birkaç söze paraya pula ricalara minnetlere yenilen de aşk. Yoksa değil mi
Biz aslında aşkın temelini unutmuşuz Saygı anlayış güven ve her şeyden önemli sevgi. Bunlar için de illaki emek Emeği unutmuşuz bizArmut piş ağzıma düş anlayışını aşka da uygulamaya kalkmış ve yenilmişiz en baştan. Hiçbir zaman gökten gül yağmaz daha çok gül istersek daha çok fidan dikmeliyiz Ama bize zahmetli gelmiş fidan dikmek çiçekçiden almışız olmuş bitmiş işte
Gözden düşmüş aşk karın doyurmayınca. Nazlar kapris olmuş sevgiliye yazılan şiirler ise basmakalıp ve alıntı ya pahalı hediyeler olmuş gönül almalar ya da hiç olmamış zaten var olmamış bir aşkta
En son ne zaman aşkla dolu hissettiniz yüreğinizi? Bahar gelmiş gibi içinizi kıpır kıpır hissederek hiç dolaştınız mı sokaklarda, güz vakti yerlerdeki sarı yapraklara basa basa Yoksa siz de pes eden o çoğunluğun arasında mısınız
Logged
Nisan 24, 2009, 10:23:37
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #8 : Nisan 24, 2009, 10:23:37 »

Aşk Dengesizdir

Aşk bütün duyguların en uç noktalarda "sallandığı" yer... Yüreğin durmak
bilmez "tahterevallisi"... Ve bütün dengelerimizi "sarsan" bir hayat
durağı... Çünkü aşk insanı mutluluktan "gökyüzüne" çıkarabilir ama kopmuş
bir salıncaktan düşmüş kadar da ölümcül yaralayabilir. Mutluluk
"havadayken"
içinizde binlerce kuş havalanır. Sözleriniz çiçeklenir, sesiniz şarkılanır,
bedeniniz ışıklanır. Çevreye bakışınız canlanır, geleceğe dair umutlarınız
şahlanır, hayata karşı "iştahınız" açılır. Mutsuzluk tarafı yukarı çıktığı
zaman ise, en yakınınızı toprağa vermiş kadar kederlenirsiniz. Ruhunuz
sakatlanır, inançlarınız parçalanır, ölümle yüzyüze gelir ve kendinizden
uzaklaşırsınız.

Aşk insanı bir depremzede gibi çaresiz, iflas etmiş bir işadamı kadar
umutsuz, kanserli bir hasta misali korkulu acılar içinde bırakabilir. Ama
yine aşk, kişiyi Bill Gates kadar "mucit", Churchill kadar "kıvrak
düşünceli" , Atatürk kadar "devrimci" yapabilir. Öyle ki, sorunlarda
ürettiğin çözümlere, kavgalarda yarattığın strateji ve taktiklere ve
geleceğe dair "yazdığın" programlara kendiniz bile şaşarsınız. Aşık olan
insanlar içindeki gizli bir "sadistin" ortaya çıktığını görüp hayrete
düşerler. Karşısındakini üzmekten, ezmekten, ağlatmaktan ve yalvartmaktan
keyif aldığını dehşetle farkederler. Kimseye yapmadığı "işkenceleri"
yapmaya
başlar. Meraklandırmak, kırmak, kuşku yaratmak ve kaygılandırmak gibi,
başkalarından kaçırdığı nice olumsuz "fiili" sevdiğine sonsuz yaşatırlar.
Ve
yine aşık olanlar aynı zamanda kendilerinin acı çektikçe seven ve bağlanan
"mazoşist" yanıyla da karşılaşıp, irkilirler. Aşkta can yakan ve canının
yanmasından haz alan, kırıcı ve kırılgan olan, üzen ve üzülen aynı
kişidir...

Acı çektikçe aşk daha çok beslenir, beslendikçe yaralar daha çok kanar,
kanadıkça daha çok kinlenir ve kinlendikçe daha çok aşık olursunuz. Bu
sarsıcı duygusal çatlama ve yarılmadan "başka biri" çıkar ve kendisinin hiç
tanımadığı tarafları insana tokat gibi çarpar.

Aşık biri evliyken bekar, bekarken evli olabilir. Çalışkanken tembel,
tembelken iş manyağı kesilebilir. Dürüstken yalancı, yalancıyken sözüne
güvenilir hale dönüşebilir. Serseriyken mazbut, mazbutken uçarı
yaşayabilir.


Evet, aşk dengesizdir ve hep bir tarafı aşağıda bir tarafı yukarıda durur.
Ve insan "dengeye" dolayısıyla "huzura" ulaştığı zaman da aşk yok olur..
Logged
Nisan 25, 2009, 12:11:36
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #9 : Nisan 25, 2009, 12:11:36 »

Damla damla birikti karanlıklar,bitimsiz oldu sonra...Çıkmaya çalıştım bu dipsiz kuyudan.Tutundum yanlara,çekmeye çabaladım kendimi yukarıya


Yapamadım...

Daha düşüşüme anlam veremiyorum,burdan nasıl çıkarım?
Çarpıp çıktığın kapı aralığında tutsaktım en son...Mevsim değişti sandım,meğer sana üşümüşüm.Sonra efkar bastı evi,dağıttım biraz ortalığı...Baktım yalnızlık boyumu aşmış,bende anılarla vedalaştım.

Her vedada ölür mü bi' parçası insanın?
Ölürmüş...

Mevsimlerde hazandı ama yapraklar düşmemişti daha.
Ellerimde bir terkediş,mıhlandım sokağa...
Buruk bir gidiş duruyordu orta yerde ve ben kabullenmiyordum.

Koşar adım geçtim ışıklı caddelerden,sokağının dönemecine kadar soluk bile almadım sana gelirken.Kapıyı açınca gördüm seni -belki görmesem daha iyiydi-
Gidiyorum diyordu gözlern ve ben durduramıyordum bakışlarını...

Mevsim sana ayazdı,rüzgar birbirine kattı ortalığı...
Uğultusu sağır etti kulakları,bense duymuyordum kendi çığlığımı haykırmaktan


Sen duyuyor musun?

Yerlebir oldu eşyalar,hepsi birer birer attı kendini yere.Benim gibi...
Engel olmak istemedim gidişine hiç,benim korkum kendime...

Debeleniyor aramızda ayrılık kal diye,ben onu çekiyorum yolundan...

Kendime bavulunda yer ararken yakalıyorum beni,ve utanıyorum
Firar saatlerime saklanıyorum sonra,usulca alıkoyuyorum bedenimi ayaklar altından...
Tek kelime etmesende anlaşılır sözlerin.Bir eksiliş oluyorsun ses etmeden ömrümden...
Hadi vedalaş kendinle içimde
Bir güle güle yok mu bana
Y(Ç)ok mu?

Yaprak misali düştüysem başaşağı,
Ve tutunamadıysam
Hatta ağladıysam bir yandan
Gücüm yettiğince bir hevesle kaldırdıysam başımı
Son seslenişiydi bu nefesimin,
Sana dairliğimin son perdesiydi...


(alıntı)
Logged
Nisan 25, 2009, 12:11:56
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #10 : Nisan 25, 2009, 12:11:56 »

Yüreğimdeki sevgiden nefret ettim tüm iyi duygularımdan feragat ettirildim sayenizde

Böyle olacağını bilseydim yada yaşattırılan her şeyin beni bu kadar benden uzaklaşdemeden tırabileceğini tahmin etseydim…

Keşke başarabilseydim

Keşke…..
Logged
Nisan 25, 2009, 12:12:18
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #11 : Nisan 25, 2009, 12:12:18 »

Şimdi GiTmeK zaMaNı beLki...

--------------------------------------------------------------------------------

   
 belki gidiyorum, ama bil ki istemeyerek. Gözyaşlarımı hissediyorum içimde bir yerdeler, o nasıl bir yerdir, tarifsiz bir acı veriyor ki ben bu acıyı sırf hak ettiğimi düşündüğümden yol bulup da süzülmelerine izin vermiyorum. An gelecek tutamayacağım düşecekler, gözlerimi kırpmadan uzaklara bakarken öyle sıcak akacaklar ki biliyorum yakacak tenimi..



Belki demem karasızlıktan değil inan. Senden gidemem ki ben, senden geçemem ki.. Yokluğunda içimde kalacağın odaların hazır şimdiden, yapacakların planlandı. Arzular en arka odaya, hayaller o odada kilitli bir sandığa, yanındaki odaya sarf edilen sözler, söylenirken dinlerken yaşanan hazlar oradaki çekmeceye, çok isteyipte dokunamamanın acısı ve yaşanamayanlar en yakın odaya. Bu kadar yakın olmasının nedeni öyle bir yara ki bu öyle unutulmaz ki uzağa koymanın anlamı yok.



Anlayacağın yanıma senide alıyorum bu gidişte. Sana gelmek ya da senle gelmek yanlıştı ama neye göre kime göre yanlıştı onu sorma ben bile bilmiyorum.



Hak ettiğim yaraları kanatmaya gidiyorum. Bu sadece seni bensiz bırakmak, ben senle yanmaya gidiyorum. Üç kuruşluk huzurumuzu huzursuzluğa boğmaya gidiyorum.


Kendime ve sana en büyük haksızlığı yapmaya gidiyorum.


Seninle olamayacağımı bilmenin kahrına, doya doya, kanaya kanaya ağlamaya gidiyorum.


Yazdığım satırlar ellerimi yakıyor, talan oluyor her bildiğim, viran inandıklarım.


Bil ki gidiyorum…


Sana faydası yok ama bir sen daha doğuyor, ben kendimi sende öldürmeye gidiyorum…   
 
Logged
Nisan 25, 2009, 12:13:01
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #12 : Nisan 25, 2009, 12:13:01 »

Her aşk kendi masalını yaratırmış...

--------------------------------------------------------------------------------

   
 Sensiz olamam yar ben sensiz yaşayamam.. Bilmez kendi masalını yaşamayanlar.. Bilmezler nasıl yanılır bir aşk uğruna nasıl candan vazgeçilir nasıl ölümüne sevilir nasıl bir söz için uğruna ömür tüketilir... Ben senin için vazgeçmişim canımdan...Ölümü bile sevmişim sırf senden diye yar...


Geceye sırnaşan hüzünlerle oynaşan deli bir sevdaya gark olmuş yüreğim... Kaşına gözüne sözüne yandığım gözlerinden kurşunlandığım bir sevda.. Her günü masalın bir cümlesini oluşturan büyülü anlarımızı yaşayamadığımız hayatımızdan çalan bizi çıldırtan.. kudurtan.. öldüren bir sevda..


Her gece başımı yaslarken gecenin siyahına nedenleri keşkeleri teslim ediyorum yarınların umursamaz kahkahalarına... Elimde kalan sen... sonra sen... ve en son yine sen... biliyorum ki ne giderse gitsin benden bana kalan her zaman yine ve yine sen


Yokluğun... Acı hüzün karması
Sensizlik... Ölümün diğer adı


Acı ve hüzün arkası gelen bir ölümsün sen…
Ölüm senin olamadığın yerde sevgili..
Ölüm benim koynumda…


“Söylesene nasıl yaşar bu beden sensiz”


Geç kalmış bir aşk can çekişiyor


Bu şehrin ruhunda
Ne sen kurtarabilirsin onu ne de ben
Gecikmişliğinin cezasını çekmekte


Ayaz tutmuş yüreklerde
Gökyüzü bir başka ağır bugün
Ben bir başkayım
Ellerimde geç kalmış bir aşk
Gözlerimde buğulu bir hüzün
Bir ben değilim ki ağlayan ardından
istanbul ağlıyor yokluğuna canım !!! 
Logged
Nisan 25, 2009, 12:13:28
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #13 : Nisan 25, 2009, 12:13:28 »

Pardon! Seni sevebilirmiyim?

--------------------------------------------------------------------------------

   
 Pardon! Acaba sizi sevebilir miyim?

Neden?

Neden olacak, korkuyorum!

Korkuyor musun?

Evet ya, korkuyorum.

Çünkü seni seversem hemen huyun suyun değişecek. Sende sevdiğim şeyler farklılaşacak. Şımaracaksın. Beğenmez olacaksın artık beni. Çünkü ben artık muhtaç olmuş olacağım sana, senin gözünde.

Öyle değil mi?

Bilmez misin? Muhtaç olmak acizliktir. Simdi seni sevdiğim için cezalandıracaksın beni biliyorum! Hor göreceksin. Bekleteceksin. Aramayacaksın. Menfaatlerin ön plana çıkacak. Şayet menfaatlerini de sevmezsem beni sileceksin.

Yalan mi? Sileceksin iste!

Sonra her gün benden azar azar uzaklaşacağını seyredip kahrolacağım.

Yahu ben bir seven'im. Yani seni sevgimle onurlandırmış bir insan. Dünyayı ayakta tutacak insan kudretinin adidir

Sevgi...

Simdi ben sevdim diye, bu kudrete ve cesarete sahip oldum diye sen beni nasıl ve ne hakla cezalandırabilirsin? Aklim almıyor. Zeka seviyem de. insanlığım da. Yüreğim de.

Yok! "Seni seviyorum" cümlesini çok sarf etme eskir!
Yok! Herkese "seni seviyorum" deme, sadece aşık olunca kullan!
Yok! "Seni seviyorum" demeden önce binbir hokkabazlık yap ve şirin görün ki sevdiğin sevildiği için kendini dev aynasında görmesin, onu inlet, süründür, aklini basına getirt, mahvet!

Neden?

Çünkü, bu makbul..

Kaç....sevsen de sevmesen de kaç!

Neden?

Çünkü kaçan kovalanır aptal! Kaçan kovalanır...

iyi de, neden sevdiğim için kaçıyorum ki? Ben kaçacak ne yaptım? Kaçarak daha mi makbul olacağım? Kaçarsam daha mi kıymetim anlaşılacak?

Sevmek utanç verici bir şey mi ki kaçmam gerek?! Anlayamıyorum...

Oysa ben zaten sevdiğimi severek devleştirmişimdir. Onun dev aynasında kendisini yeniden devleşmesine ne gerek var ki? Bir görebilse benim gözlerimle kendini, eminim kıskanacaktır bendeki kendisini...

Yok ama yok!

Bilmez sevgililer sevilmenin eşsizliğini, bilmez... Ondandır bol keseden sevgiyi böyle tüketişleri...Ben hiç şımarmayan, değişmeyen, yozlaşmayan, uçup gitmeyen, tükenmeyen Sevgi görmedim.

Artık cenaze törenleri iki turlu yapılmalı. Biri bedenler için, Diğeri zorla öldürülen sevgiler için!...

Ne demiş Yılmaz Erdoğan, " Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim"

Anlayın artık varlıkları değil, ihtimalleri sever olduk...

Neden?

Çünkü ihtimaller hayallerimizdir. Sevmekse hayatin bir gerçeği.

Hayallerimizde sevgilimiz hiç değişmez. hatta "seni seviyorum" dedikçe ya gözleriyle, ya elleriyle ya da tatlı diliyle " beni sevdiğin için teşekkür ederim aşkım " der...

Teşekkür etmek?! Beni sevdiğin için...

Evet ya... Bir onurdur, bir ödüldür, bir şerefdir sevmek ve sevilmek. özgürlüğümüzdür. Cesaretimizdir. insanlığımızdır. Ayrıcalığımızdır.

Ama ne yazık ki birde bütün bunları farkında olamayışımızdır sevmek...

Korkuyorum. Hep sevdiğim için cezalandırıldım.

Artık "seni seviyorum" derken bana tuhaf tuhaf bakmayacak varlıkları Daha çok sevmeye niyetliyim... Bir çiçek gibi... Bir hayvan gibi... Bir dag manzarası gibi... Bir su damlacığı gibi...

Bir küçük tomurcuk gibi henüz doğmakta olan...

Çünkü hepsinin insanlarda var olan bir büyük silahtan arindirilmisligi var.

Yani dilleri yok, dilleri! Konuşamazlar...

Sadece dinlerler...

Sevginizi anlayarak hissederek dinlerler.

Onlara "Pardon! Acaba sizi sevebilir miyim? " demeniz gerekmez. Direkt söylersiniz sevginizi hesapsızca, umarsızca... Saymadan...

Ve sevgimi ifade edecek her turlu çılgınlığı hesapsızca yapmak istiyorum. Gurur denilen sözcüğü sözlüklerden çıkartmak, sevdiğim için sevilerek ödüllendirilmek istiyorum...

Pardon! Seni sevebilirmiyim?


alıntı...   
 
Logged
Nisan 25, 2009, 12:13:48
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #14 : Nisan 25, 2009, 12:13:48 »

Sevgi insan yüreğinin kutsal bir duygusudur. Sevgi herşeyin başı, yaşam kaynağı, yürekten yüreğe yoldur. Sevgi ahlak, edep, güzellik ve iyi niyet demektir. Mutlak emek ister.keyifci.comİnsanları yücelten kutsal sevgiler olduğu kadar, onu aşağılık bir yaratık haline getiren, nefsin ve iğrenç tutkuların oluşturduğu sevgilerde vardır.

Başkaları tarafından sevilmek, beğenilmek her insanın normal duygusudur. Sevgi bağlılıktır özveri ister. Sevgi güven ve mutluluk duygusu sağlar sevgide çıkar olmamalıdır. Sevgi vefa demektir. İnsanın hissettiği duyguya sebat etmesidir.

" Vefa Allah' tan ve Allah' ın sevgililerindendir." Hal böyle olunca sevginin kaynağı da yüce Allah' tır.


Bu zamanda tertemiz, erdemli ve kirlenmemiş sevgiyi yaşamak çok zor.
Gidilecek yol çileli. Gerçek sevginin özlemini duyanlar bu zor ve çileli yolda emek vermelidirler. Dürüstlükten ödün vermeden, benliğimizi yitirmeden insanca yaşamalıyız sevgilerimizi.keyifci.comSevgi zamanın yok edemiyeceği tek yüce duygudur.
Dünya ve yaşanılan zaman çok tehlikeli çıkmazda. İnsanlar öldürülüyor hiç bir dönemde öldürülmediği kadar. Sevgisizlikten ölenlerin acısını yüreklerimizde hissedebiliyormuyuz? Bombalar kalplerde patlıyor çünkü yürekler bombalanıyor.Sevmeyi bilmediğimiz, sevgimizi söyleyemediğimiz, seven kalpleri bir araya getiremediğimiz için.
Bir toplumdaki insanların sevmesi, sevgi toplumları meydana getırmesı için o toplumu meydana getiren fertlerin sevgilerini sağlam bir kaynaktan almaları gerekir. Her sevginin kaynağı imandır. Allah' ı sevmaktir. Allah' ı sevmek için diğer varlıkları bir kenara itip onlara sırt çevirmek manası çıkmamalıdır. Yunus' un dediği gibi "severim yaradılanı yaradandan ötürü" felsefesi ile sevmeliyiz. " Allah' ım yanlış adreslere yönlendirme sevgimi. Senin adına perygamberinin adına olunca sevmekte güzel sevilmekte".
Günümüzde sevgi kelimesi pis ağızlarda sakız misali çiğnenmekte....Anlamsız, duygusuz moda bir kelimeden öte değil...Sevgi şehvetin kurbanı olmuş ve yitirilmiştir. Sevgi edebiyatı yapmak, dil ile seviyorum demek, günlük-gecelik sözüm ona sevgiler aşklar yaşamak......Cehaletin ifadesi olup, gerçek sevgiye ihanettir.Yeni nesil bu sahte sevgileri gerçek sanıp etkileniyor.İçinden çıkılmaz zor durumda kalıyorlar. İnsani değerlerin, ahlakın edebin para etmediğini, sevginin sadece maddi çıkarın gerekliliği olduğunu düşünüyorlar. Yaşamın utanç verdiği bir dünyada sevgilerimizde kirletildi.
Bir zamanlar sevgiler vardı baş tacı edilen, değer verilen, kirletilmeyen, kalplerde yaşıyan. Urfa yöresinde bir beyit söylenir:
"Sevdimse seni saffet-i vijdan ile sevdim,
Bir lahza düşünmedim ümide-i visale"
Şair diyor ki: " seni temiz bir vijdan ile sevdim. Bir an bile içimden kavuşma arzusu geçmedi. Bu ümidi taşımadım." İşte böyle sevgileri yaşamalıyız. Katıksız, çıkarsız, tertemiz. Sevginin haktan emanet olduğunu unutmamalıyız. Aşklar sevdalar saygınlığını korumalıdır. Sevgi yeryüzünün mayasıdır. Hep sevgi ile nefes almaktır muradımız. Gönlümüzdeki misafirleri tertemiz duygularla sevmeliyiz.
Artık eski sevdalar- sevgiler yok. Aşklar sevdalar günü birlik. Emeksiz sevdalar saman alevi gibi kısa süreli oluyor. Sevgi sözcüğünün manasını bilmeyenler yaşadıklarını sevgi ile anlatmaya çalışıyorlar. Ebedi sevgiyi gömenler, günlük yaşadıkları sözün ona sevgilerle sadece gün geçiriyorlar.Kendileri ve sevgileri ayaklar altında çiğneniyorda farkında degil gafiller.
Üstad Faruk Nafiz Çamlıbel ne güzel ifade etmiş:
"Ne şair yaş döker, ne aşık ağlar,
Tarihe karıstı, eski sevdalar." 
 
Logged


Google Words: ESRA ... Dosyasi, ESRA ... Belgesi, ESRA ... Programi, ESRA ... Oyunlari, ESRA ... Download, ESRA ... Resimleri, ESRA ... Hikayeleri, ESRA ... Haberleri, ESRA ... Indir, ESRA ... Yükle, ESRA ... Videosu, ESRA ... Arsivi, ESRA ... Albümü,
Sayfa: [1] 2 3 4   Yukarı git
  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Rengli Theme By Burak & Forum



Wap - Wap2 - Wap Forum - XML - Rss

site ekle adres.gen.tr Arama Motoru Aradur.com | Arama Motoru SiteTR Güzel Linkler Dizini Senbul.com Genel
Hosgeldiniz
Hala Üye degilmisiniz?
Üye olmak çok kolay
Üye olmak için tiklayin