GümüşKalem Forum Sitesi > Aşk Arkadaşlık Dostluk > Dostluk > hayat beni yaşa diyor
GoogleTagged

Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: hayat beni yaşa diyor  (Okunma Sayısı 970 defa)
Nisan 22, 2009, 08:19:33
*
Üye Grubu : Aktif Üye
Cinsiyet : Bay
Nerden : HER AN HER YERDE
Mesaj Sayisi : 241
Ruh halim :
Üye No : 19
Teşekkür Gücü : 4
Çevrimdışı

« : Nisan 22, 2009, 08:19:33 »

Hayat Beni Yaşa Diyor!

hayati yasa_k Ne kadar zor olursa olsun, ne kadar engebeli yokuşlar önümüze dikilirse dikilsin yine de yaşamak çok güzel. Umutsuz kalmadan, en dipte olduğumuz anlarda bile minicik bir umut kırıntısına tutunarak hayal kurmak ve yaşama her zaman sımsıkı sarılmak.

Diğer türlü nasıl geçere ki hayat? Hep dertlenerek, hep pişmanlıklarımızı dile getirerek, hep eskilerde yaşayarak önümüzdeki bu eşsiz zamanı boşa harcamak niye? Elimize ne geçiyor, sorarım sizlere? Dertlerimizi her an aklımızda tutarak; insanlara sevgi yerine hoşnutsuzluk sunarak, her sabah asık yüzle kalkıp “işte yine sıradan bir gün” deyip sızlanarak günlerimizi çekilmez hale getiren yine bizler değil miyiz? O sıradanlığın içinde o çarkların arasında sıkışıp kalmışız ve zaman hızla geçerken bizler farkına dahi varamıyoruz.

Aslında hayattan zevk almasını bilmek, yaşarken mutlulukla gülümsemek, içimizdeki sevgiyi en güzel şekliyle başkaları ile paylaşmak, yaşadığımız her anın hakkını vermek o kadar basit ki. Yeter ki farkına varalım, yeter ki her yeni günü sevgiyle, minnetle gülümseyerek karşılayalım. Hayat bizleri ne kadar zorlarsa zorlasın yine de her dibe vuruşun sonrasında düzlüğe mutlaka varacağımızı hiçbir zaman unutmayalım. Hayatın sesine kulak verelim, bizimle yaptığı sohbete katılalım. Karşımıza bir şeyler çıkardığında, bizleri gereğinden fazla zorladığında içindeki mesajı almamızı beklediğini üstelik o mesajı bizlerden başka kimsenin anlayamayacağını fark edelim. Çünkü hayat her defasında “ BENİ YAŞA” diye bağırıyor, ne olur bu sese kulaklarımızı tıkamayalım.

Güzel düşünerek, olumlu yaklaşımın olayları kendi lehimize çevirmedeki gücüne inanarak yaşamayı sevelim her şeyden önce. Hayatın mesajlarını kendi lehimize algılamayı öğrendiğimiz AN mutluluk bizi sıcacık saracak, inanın buna.

Asık yüzlü olmanın, etrafımızdaki insanlardan içten bir merhabayı esirgemenin, olayları hep kötü ve negatif yönüyle değerlendirmenin aslında sadece kendimize zararı var. Kendi kendimizi yiyip bitirmekten başka bir işe yaramıyor ki bu olumsuzluklar. Oysaki geçmiş geçmişte kalmış, yaşanmış ve bitmiştir. Ne kadar düşünsek ne kadar sızlansak da nafile. Geçmişte olan olayları değiştirmek mümkün değil, öyle değil mi? O halde yapmamız gereken tek şey, geçmişi tamamen unutmak değil belki ama sürekli gündeme taşımadan anılarımız arasına katabilmek ve yaşadığımız AN’ları kaçırmadan, mutluluğu es geçmeden hayatı sevmek. Yaşarken, sağlıklıyken, her şey en güzel şekliyle devam ederken bunların bilincinde olup şükretmesini bilmek.

Şükredeceğimiz pek çok şey olduğunun farkına varmak bile başlı başına bir mutluluk sebebi bence. Çünkü hepimizin şükredeceği o kadar çok şeyi var ki hayatında. Listelemeye kalksak uzunluğu karşısında hepimizin şaşıracağından hiç kimsenin şüphesi olmasın. Ama bunun için düşünmek gerekli, yaşamın bize sunduklarını iyi değerlendirmek, madalyonu hep iki yönüyle incelemek gerekli.

Hayatında her zaman çok şansız ve kısmetsiz olduğunu düşünen insanlar bile o kadar değerli niteliklere sahip ki. Ama onlar ne yapıyorlar? Bunları hiç görmüyor, ellerindekinin kıymetini bilmeden ulaşamadıkları her şey için dertleniyor, hayatı kendileri için çekilmez hale getiriyorlar. Üstelik sadece kendilerine değil, onlarla beraber hayatı paylaşan insanları da mutsuz ederek yaşıyorlar. Kendi olumsuzluklarını onlara da yansıtıyorlar. Böylece bir olumsuz insanın negatif düşünceleri nedeniyle etrafına yansıttığı olumsuzluklar suya düşen bir su damlası gibi gederek büyüyor ve yayılıyor. Aslında her birimizin bu anlamda kendimize çeki düzen vermesi, yaşamını yeniden sorgulaması gerekiyor, öyle değil mi?

“Yaşam sizin için küçük bir mum olmasın. O elinizde tuttuğunuz muhteşem bir meşale ve siz onu gelecek nesillere geçirmeden önce olabildiğince çok ışık saçmasına yardım ederek yaşamı bir sanat halinde yaşayabilirsiniz.”

Ne kadar doğru ve anlamlı bu sözler. Yaşamı bir sanat halinde yaşamak, aldığımız her nefesin hakkını vermek. Daha ötesi yok zaten.

Hayat beni yaşa diyor. Bu sesi duyan zevkli insanlardan olmanız, nefes aldığınız her anın değerini buram buram tatmanız dileğimle…


SEVGİYLE KALIN                                                                                                                          ....................alıntı...........
« Son Düzenleme: Nisan 27, 2009, 04:57:24 Gönderen: Bedhah » Logged
gezgin'in Imzasi
Nisan 22, 2009, 08:26:27
*
Üye Grubu : Aktif Üye
Cinsiyet : Bay
Nerden : HER AN HER YERDE
Mesaj Sayisi : 241
Ruh halim :
Üye No : 19
Teşekkür Gücü : 4
Çevrimdışı

« Yanıtla #1 : Nisan 22, 2009, 08:26:27 »

Zaman............bitmeyen bir dönencedir.
Doğmak..........var olmanın gerçekleşmesidir.
Yaşamak........var olan bedenle zamanda koşmaktır.

Yalnızlık.........zamanı en zor biçimde yaşama karanlığıdır.
Beraberlik.......yalnızlık karanlığına doğan aydınlıktır.

Sevgi..............bedenin doğal duygu çiçekleridir.
Sevda.............tüm sevgilerin, bedensel tutku zirvesidir.
Sevgili............sevda tutkusunun sahibi yaren 'dir.
Sevişmek.......yaren ile mutluluk yumağını örmektir.

Aşk...............YARADAN'ı çözebilme sanatıdır!

Mutluluk.........bedenin ulaştığı doyum nefesidir.
Gülmek..........bedenin yaşamda ki mutluluk fotoğrafıdır.
Ağlamak.........mutluluk fotoğrafının yırtılışıdır.

Hasret............bir kurak, arayış, özleyiş rüzgarıdır.
Ayrılık............sevgilileri ayıran sürgün fırtınasıdır.
Yoksulluk.......mutsuzluk doğuran cadı kazanı'dır.

Cehennem......mutlulukların olmadığı mutsuzluk ülkesi.
Cennet...........mutsuzlukların olmadığı mutluluk ülkesi.
Ölüm..............seyredilen filmin bitiminde ki ' SON ' yazısıdır.
Logged
gezgin'in Imzasi
Nisan 22, 2009, 08:29:53
*
Üye Grubu : Aktif Üye
Cinsiyet : Bay
Nerden : HER AN HER YERDE
Mesaj Sayisi : 241
Ruh halim :
Üye No : 19
Teşekkür Gücü : 4
Çevrimdışı

« Yanıtla #2 : Nisan 22, 2009, 08:29:53 »

HAYAT


Hayat, kimi zaman aşılması zor, sarp bir kayalık,
Kimi zamansa insanları yutmaya hazır derin bir bataklık,


Mutluluklar gecenin rengini çalmış, karanlık
Çoğul düşünmek çıkarılmış kalplerden,
yok olup gitmiş insanlık,


Savaşmak çözüm olarak gösterilmiş bütün anlaşmazlıklara,
Sevgi, yenik düşmüş paranın vaat ettiği sahte mutluluklara,


Her seferinde kandırıldığımızı bilsekte, yine de umut diye sarılmışız yalanlara,
Doğruları hapsetmişiz bitmek tükenmek bilmeyen sonsuz yalnızlıklara




Logged
gezgin'in Imzasi
Nisan 23, 2009, 04:44:02
*
Üye Grubu : Aktif Üye
Cinsiyet : Bay
Nerden : HER AN HER YERDE
Mesaj Sayisi : 241
Ruh halim :
Üye No : 19
Teşekkür Gücü : 4
Çevrimdışı

« Yanıtla #3 : Nisan 23, 2009, 04:44:02 »

 
 
Hayat

Hayat sızısını iliklerine kadar hissettiğim bir acıymış
Hayat yalanmış
Hayat sonunu göremediğim yolda gözü kapalı gitmekmiş
Hayat çok nankörmüş
Hayat bir şeyleri istemekmiş
Hayat en umutsuz olaylarda dahi umut ile yaşayabilmekmiş, Umudun bittiği yerde yıkılmış bir kalple yaşamakmış
Yaşayabilmek sözcüğünde saklıymış hayat
Hayat yaşamayı becerebilmekmiş
Hayat kimi yerde güldürse bileağlamakmış
Hayat gözyaşı nehrinde bir gemiymiş... Geminin rotasını iyi belirleyebilmekmiş hayat...

Hayat demir atılamayan denizde sonsuzluğa yol almakmış
Hayat senden söke söke aldıklarının yerinde oluşan yaraları görmemezlikten gelmekmiş

Hayat, hayattan firar etmekmiş
Hayat, sinsi bir intiharmış
Hayat buymuş işte bu!
Sevdiğine hasretmiş hayat

Hayat özlemmiş! ...
Hayat hasretmiş! ...
Hayat sevmekten ibaretmiş!
 



Kucak Dolusu sevgiler......
Hayat her zaman mükemmeli sunmaz insana..
Bazen kurşundan ağır bir efkar balyası gibi çöküverir omuzlarımıza..
Böylesi durumlarda yapılacak en iyi şey, fırtınaya tutulmuş
bir sandalın güvenli bir liman araması gibi, sığınacak dost bir yürek aramaktır..
Vurgun yemiş bir yüreği, dost bir yürekten gayrı kim kabul eder, kim saklayabilir ki...
Her şeye rağmen hayatı anlamlı kılan dostlarımızdır..
Pazarlıksız, umarsız, kuralsız, sınırsız paylaşımlar için..
Hayata şiir tadında tutunan dost yüreklere...
Sıcak samimi bir merhaba!..













DOSTUM......
Hayat... bir lütuf olarak bize bağışlanmış hayat..
kimini süründüren, kimini yücelten hayat...

Hayat nedir sence..? İçindeki nefes, tenindeki güneş,
saçlarındaki rüzgar, gecenin ürpertisi veya doyumsuz zevkleri....

Hayat eşittir sevgi diyebilirmiyiz peki..? Sevgisiz
yaşayabilirmi insan..? Mutlu olabilirmisin bir "merhaba" olmadan..?

Sesimi duyunca ne hissediyorsun.? Heyecanlanıyor musun
benim gibi.? Bir dostun sıcacık sesi
heyecanlandırıyor mu seni benim gibi..?

Görmen gerekmez. Hissetmen yeter... ellerimle değil
yalnızca sana sözlerimle de ulaşır sıcaklığım.. seni
sevmem için sevgilim olman gerekmez, insan olman
yeter.

Dostluğunu seviyorum senin, bana sıcak gelen sesini
seviyorum senin.. beni görmen gerekmez, hissetmen yeter..

Hayat hissetmektir...ruhunda..kalbinde..beyninde..vede
teninde....

Düşünüyorum seni. Bir başkasına kızdığımda, beni
güldürdüğün anlar geliyor aklıma mutlu oluyorum...
belki bilmeden belki hissetmeden mutlu ediyorsun beni..
bunu bilmek bile güzel bence....

İçinde hissedebiliyor musun duygularımı..?
yaşayabiliyor musun ben gibi sen gibi..?

Seni düşünmek mutlu ediyor beni dostum... seni görmem
gerekmez...hissedebiliyorum çok uzakta olsanda, hiç
tanışmasakta, yaşıyorum seni... senin dostluğunu,
hayatı sevmeni, hayatı hissetmeni.....

BEN SENİ İÇİMDE SICACIK HİSSEDİYORUM ....
BU YETMEZ Mİ.............?



Logged
gezgin'in Imzasi
Nisan 23, 2009, 01:27:06
*
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : Bay
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1270
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
Çevrimdışı

WWW
« Yanıtla #4 : Nisan 23, 2009, 01:27:06 »

Hepsi birbirinden güzel gezgin ellerine yüreğine sağlık
Logged
Bedhah'in Imzasi

Korkma
Bir Daha Dönmeyeceğim!
Severek gidebilmek de erdemdir bence,
sevmekten vazgeçip gidenlere bakarsan.
Seni kötü anarak yürümemek için bütün çabam,
elde bir sıcak dostluk tutma derdindeyim.
Günahını kimsenin ödeyemeyeceği bir ayrılığı tartışmak zaman kaybıdır.
Korkma,
ben aklından sildikten sonra yüreğine söz dinletebilenlerdenim.
Nisan 25, 2009, 01:28:06
*
Üye Grubu : Aktif Üye
Cinsiyet : Bay
Nerden : HER AN HER YERDE
Mesaj Sayisi : 241
Ruh halim :
Üye No : 19
Teşekkür Gücü : 4
Çevrimdışı

« Yanıtla #5 : Nisan 25, 2009, 01:28:06 »

HAYAT BİZİ NEDEN YORUYORSUN ?

Merhabalar yılın ilk makalesini bu şekilde hafif lirik ,
hafif espirili bir dilde yazmak istedim.

Her birimizin özel ve sosyal bir yaşantısı var,
dikensiz gülleri olduğu kadar, çalılılarla kaplanmış sorunlarıda var.
Hayat gürül gürül hiç durmaksızın bazen acı sürprizleri,
bazen de ummadığımız kadar güzel sürprizleriyle bizlere türlü türlü oyunlar hazırlıyor.
Uranüs ile venüs 5.evimizde kavuşum yapıyor,
bir de bakmışsın ki gönül dünyanda herbir renkten çiçekler açılıvermiş,
derken jüpiter bu serenata katılmak için koşa koşa gelip şans noktasınmın üzerine kuruluveriyor,
aldın mı şimdi başına belayı, ya da leyla' yı...
Aman Allah' ım o da ne? siz böyle umarsız kaygısız venüs' ün kollarında aşk sarhoşuyken,
o otoriter, dikte eden, zamanın ve kaderin efendisi satürn karşıdan karşıdan hem de titiz analitik
herşeyi ince eleyip sık dokuyan zodyağın kuruntulu kızı başak burcundan bakmıyor mu?
işler karışıveriyor, uranüs diyor bırak satürn' ü o anca karşıdan bakar,
oysa ben andayım şu andayım beni yaşa !
Venüs diyor hadi ben geç kaldım geçmem lazım koç' a şuan buradayım yarın kaygısı olmadan aşkı yaşa!
Satürn diyor nereye bu böyle, ne yapmaktasın, adımların düzensiz ,
toplum dışısın aşkın anarşistisin  cezalandırılacaksın er ya da geç düşün diyor...
Başlıyor mu o anda hayatın yormaları, önce ruhen ardından zihnen...

Mutlu aşk yoktur diyordu Luis Aragon bir şiirin de,
ne kadar yorulmuşsan o derece değerleniyor hayat,
ve ne kadar mutsuzluk yaşamışsan o kadar anlamlı oluyor aşk...

Hayat bizi yormakta, yorsun bakalım, salt aşk değil her anlamda,
jüpiter kova' da seyr- ü sefer yaparken natal haritanda,
tam da üstelik ait olmadığını bildiğin halde
tutunmaya çalıştığın dünyalığının evinde bulunan mars' a zorlayan ışıklarını salıveriyor,
ihtiyaçlar, ihtiyaçlar, yaşamak için sahip olmak zorunda kaldığın günlük nafakalar,
çetin bir yaşam mücadelesi, ayakta kalma savaşı, ekmek davası, sosyal ve özel giderlerin hesabı kitabı
karışıveriyor, başlıyor yorulmalar...
Ardından diyorsun yaşım oldu bu, hani nerede yuva hani nerede çibildek gözlü eş, hani hani cıvıl cıvıl
sımsıcak sesleriyle al al yanaklarıyla sesli kahkahlarıyla içimizi ısıtıveren çocuklar...
jüpiter gelmiş 7.eve artık zamanı, istiyor gönül bunları e hadi istemekle olsun, olsun diyelim de nereye?
natal haritanda kocaman bir neptün sisli, belirsiz ve aldatan özellikleriyle , giriveriyor yaşamına biri
tam da istediğin idealize ettiğin biri lakin neptün bu işte vaadler, hayaller, rüyada gibi bir ilişki derken
kopuveriyor bir yalanla bağlar, bir ihanet ile evlilik planı düşüveriyor neptün'ün girdabına, vurgun yemiş gibi siz
kalıveriyorsunuz bir anda. yanacaksınız elbette acı da çekeceksiniz de ah işte değer mi değmez mi bunu düşünemiyorsunuz bile,
başlıyor mu hayat yine yormaya...

İşte böyle yorulurken her birimiz birşeyler uğruna dünya dönmeye, yıldızlar ışıklarını saçmaya insanlara düşen ise
son noktasını bilmediği bu hayatı öyle ya da böyle yaşamak oluyor. hayat aslında hiçte o kadar zor değil,
biraz da bizler fazladan kendimizi kaptırıp unutup bu hayatın bir oyun sahnesi, bir rüya olduğunu, gereksiz kapılıp hırslara,
kırılıp, gücenip dostlara, yenik düşerek bizimle aynı çamurdan yaratılmış olan kullara, ve kapılıp o dünyalıklara, kaçıp aşırılıklara
düşünce gücümüzle kendimizi yoruyoruz...

Yorgunluklarımız hayata attığımız imzalarımızdır, hayat bildiği gibi gelmekte bize düşen yaşamak,
o halde yorgunluklarımızdan şikayet etmek yerine, yaşayamaya bakalım ve sevgiyle selam ile karşılayalım geleni ve gideni de aynı şekilde uğurlayalım...

Sevgimle kalın emi                                                                              alıntı
« Son Düzenleme: Nisan 25, 2009, 01:30:07 Gönderen: gezgin » Logged
gezgin'in Imzasi
Nisan 25, 2009, 01:41:08
*
Üye Grubu : Aktif Üye
Cinsiyet : Bay
Nerden : HER AN HER YERDE
Mesaj Sayisi : 241
Ruh halim :
Üye No : 19
Teşekkür Gücü : 4
Çevrimdışı

« Yanıtla #6 : Nisan 25, 2009, 01:41:08 »

                                                            A N I   Y A Ş A                                                               

Kitap okuyoruz, sinemaya gidiyoruz, spor yapıyoruz bunlar gibi çeşitli hobilerimiz vardır. Hobi yapmanın tek sebebi mutlu olabilmek kendimizi daha iyi hissetmektir. Peki, hiç düşündünüz mü bütün kişisel gelişim kitaplarında, seminerlerde mutlu olabilmek için anı yaşamak üzerinde neden durduğu!

Aslında mutlu olmak kolaydır ama biz bazen unutuyoruz ve çeşitli sorunlarla çabalıyoruz “anı yaşamak” kavramını iyice kavrarsak birçok sıkıntının üstesinden gelebiliriz. Bir şey eğer çok anlatılırsa demek ki o konuda çok hata yapılıyordur. İnsan hata yapabilir, çeşitli sorunlar sıkıntılar yaşayabilir bunlar gerçekten doğal şeylerdir tıpkı sizin gibi birçok insanın anını yaşamayı bilmemesi gibi. Mutlu ve rahat bir hayat yaşamak için anı yaşamak ya da yaşamamak işte bütün mesele bu şimdi bizi mutlu olmaktan alıkoyan düşünceleri gözden geçirelim;

Muzo daha küçüktü yaptığı hatalardan dolayı ders alır gelecek ile ilgili planlar kurur ve hedeflerine ulaşmak için çaba gösterirdi. Aradan zaman geçer Muzo’nun hedefleri artık çikolata almaktan daha büyük hedefler olmuştur. Büyümeyi bir zaman çizelgesi gibi görürdü ve kendisi de hep ortasında yer alırdı, eğer 20 yaşındaysa o 40 yaşına kadar olan planlarını düşünürdü(ölümü her zaman düşünür). Satranç bilenler çok iyi bilir, siz bir hamle atmayı düşünürsünüz sonra karşı tarafın hamlesi sonra tekrar sizin derken bir bakarsınız ki zaman baya geçmiş. İşte Muzo da hayat için satranç oyununa başlamıştı ve durmadan hamle yapıyordu sonra dikkatini çeken bir konu oldu her atmayı düşündüğü hamlede karşı taraf onu mat ediyordu. Artık çıkmaza düşmüştü ya karşı tarafa yenilecekti ya da oyunun kurallarını değiştirmesi gerekirdi.

Hayatı bir oyun olarak görürseniz mutlaka oyunun sonu vardır peki kazanan kim burada?

Satrançta karşı taraf dediğimiz zamandan başka bir şey değildir yaptığımız hata ise oyunu kendi kurallarımıza göre değil de hep başkalarının koyduğu kurallara göre oynamamızdır. Muzo kural koymak elinde olduğunu anladığında işte anı yaşamak denilen şeyin ta kendisi olduğunu anladı. Peki, Muzo’nun yaptığı hamleler neydi;

Yaza kadar okulu bitirmeliyim, sonra para kazanmak için iş, yazılımda kendimi daha da geliştirmeliyim, aha! tekrar okul başlıyor iyi de tam işe odaklanmıştım hangisini bırakmalıyım? Of!!! Yaşımız da ilerledi evlenmek iyi olurdu ama hangi parayla? Bunca okul okuduk peki sonu böyle mi olacak? Allah’ım ben ne yapacağım!

İşte burada kuralları değiştirmek gerekiyordu Muzo’nun düşünce dediği şey aslında endişe etmekten başka bir şey değildir. Bilirisiniz endişe insanı çökerten aldatmaca bir duygudan başka bir şey değildir. Planlar kurmak başka bir şeydir yani siz 50 sene sonrasını görebilirsiniz ama endişeleri asla yanında götürmeyin yapılabilecek hedefler koyun ardından hayata geçirmek için sürekli mücadele ediniz. Hayat bugündür yani şimdi sizin bu yazıyı okuduğunuz andır şimdi kafanızdaki sıkıntıları, düşünceleri hepsini çıkartın ve tekrar bu yazıyı okuyunuz anı yaşayınız siz değerlisiniz hiçbir şeyin sizi üzmesine müsaade etmeyiniz. Eğer çıkmaza girerseniz hemen kuralları değiştirmeyi bilmelisiniz bu oyunun senaristi sizsiniz sakın kaybetmeyi düşünmeyin şimdi eğlenme zamanı sizde!

Egzersiz;

Gözünüzü kapatın ve şimdi buradayım deyin,

Derin bir nefes alınız,

Nefesi göğüsten yavaş yavaş veriniz, nefes verirken şimdi buradayım diye içinizden söyleyiniz

Zihninizi iyice boşaltınız ardından kendinize ceza kesmek yerine ne yapman gerektiği üzerinde durunuz.
« Son Düzenleme: Nisan 27, 2009, 04:56:55 Gönderen: Bedhah » Logged
gezgin'in Imzasi
Nisan 27, 2009, 04:59:37
*
Üye Grubu : Aktif Üye
Cinsiyet : Bay
Nerden : HER AN HER YERDE
Mesaj Sayisi : 241
Ruh halim :
Üye No : 19
Teşekkür Gücü : 4
Çevrimdışı

« Yanıtla #7 : Nisan 27, 2009, 04:59:37 »

Ne kadar zor olursa olsun, ne kadar engebeli yokuşlar önümüze dikilirse dikilsin yine de yaşamak çok güzel. Umutsuz kalmadan, en dipte olduğumuz anlarda bile minicik bir umut kırıntısına tutunarak hayal kurmak ve yaşama her zaman sımsıkı sarılmak.

Diğer türlü nasıl geçere ki hayat? Hep dertlenerek, hep pişmanlıklarımızı dile getirerek, hep eskilerde yaşayarak önümüzdeki bu eşsiz zamanı boşa harcamak niye? Elimize ne geçiyor, sorarım sizlere? Dertlerimizi her an aklımızda tutarak; insanlara sevgi yerine hoşnutsuzluk sunarak, her sabah asık yüzle kalkıp “işte yine sıradan bir gün” deyip sızlanarak günlerimizi çekilmez hale getiren yine bizler değil miyiz? O sıradanlığın içinde o çarkların arasında sıkışıp kalmışız ve zaman hızla geçerken bizler farkına dahi varamıyoruz.

Aslında hayattan zevk almasını bilmek, yaşarken mutlulukla gülümsemek, içimizdeki sevgiyi en güzel şekliyle başkaları ile paylaşmak, yaşadığımız her anın hakkını vermek o kadar basit ki. Yeter ki farkına varalım, yeter ki her yeni günü sevgiyle, minnetle gülümseyerek karşılayalım. Hayat bizleri ne kadar zorlarsa zorlasın yine de her dibe vuruşun sonrasında düzlüğe mutlaka varacağımızı hiçbir zaman unutmayalım. Hayatın sesine kulak verelim, bizimle yaptığı sohbete katılalım. Karşımıza bir şeyler çıkardığında, bizleri gereğinden fazla zorladığında içindeki mesajı almamızı beklediğini  üstelik o mesajı bizlerden başka kimsenin anlayamayacağını fark edelim. Çünkü hayat her defasında “  BENİ YAŞA” diye bağırıyor, ne olur bu sese kulaklarımızı tıkamayalım.

Güzel düşünerek, olumlu yaklaşımın olayları kendi lehimize çevirmedeki gücüne inanarak yaşamayı sevelim her şeyden önce. Hayatın mesajlarını kendi lehimize algılamayı öğrendiğimiz AN mutluluk bizi sıcacık saracak, inanın buna.

Asık yüzlü olmanın, etrafımızdaki insanlardan içten bir merhabayı esirgemenin, olayları hep kötü ve negatif yönüyle değerlendirmenin aslında sadece kendimize zararı var. Kendi kendimizi yiyip bitirmekten başka bir işe yaramıyor ki bu olumsuzluklar. Oysaki geçmiş geçmişte kalmış, yaşanmış ve bitmiştir. Ne kadar düşünsek ne kadar sızlansak da nafile. Geçmişte olan olayları değiştirmek mümkün değil, öyle değil mi? O halde yapmamız gereken tek şey, geçmişi tamamen unutmak değil belki ama sürekli gündeme taşımadan anılarımız arasına katabilmek ve yaşadığımız AN’ları kaçırmadan, mutluluğu es geçmeden hayatı sevmek. Yaşarken, sağlıklıyken, her şey en güzel şekliyle devam ederken bunların bilincinde olup şükretmesini bilmek.

Şükredeceğimiz pek çok şey olduğunun farkına varmak bile başlı başına bir mutluluk sebebi bence. Çünkü hepimizin şükredeceği o kadar çok şeyi var ki hayatında. Listelemeye kalksak uzunluğu karşısında hepimizin şaşıracağından hiç kimsenin şüphesi olmasın. Ama bunun için düşünmek gerekli, yaşamın bize sunduklarını iyi değerlendirmek, madalyonu hep iki yönüyle incelemek gerekli.

Hayatında her zaman çok şansız ve kısmetsiz olduğunu düşünen insanlar bile o kadar değerli niteliklere sahip ki. Ama onlar ne yapıyorlar? Bunları hiç görmüyor, ellerindekinin kıymetini bilmeden ulaşamadıkları her şey için dertleniyor, hayatı kendileri için çekilmez hale getiriyorlar. Üstelik sadece kendilerine değil, onlarla beraber hayatı paylaşan insanları da mutsuz ederek yaşıyorlar. Kendi olumsuzluklarını onlara da yansıtıyorlar. Böylece bir olumsuz insanın negatif düşünceleri nedeniyle etrafına yansıttığı olumsuzluklar suya düşen bir su damlası gibi gederek büyüyor ve yayılıyor. Aslında her birimizin bu anlamda kendimize çeki düzen vermesi, yaşamını yeniden sorgulaması gerekiyor, öyle değil mi?

Tam bu noktada gelin Bernard Show’un yaşamla ilgili çok sevdiğim şu sözlerine kulak verelim. “Yaşam sizin için küçük bir mum olmasın. O elinizde tuttuğunuz muhteşem bir meşale ve siz onu gelecek nesillere geçirmeden önce olabildiğince çok ışık saçmasına yardım ederek yaşamı bir sanat halinde yaşayabilirsiniz.”

Ne kadar doğru ve anlamlı bu sözler. Yaşamı bir sanat halinde yaşamak, aldığımız her nefesin hakkını vermek. Daha ötesi yok zaten.

Hayat beni yaşa diyor. Bu sesi duyan zevkli insanlardan olmanız, nefes aldığınız her anın değerini buram buram tatmanız dileğimle…

Sevgiyle kalın.

« Son Düzenleme: Nisan 27, 2009, 05:02:06 Gönderen: Bedhah » Logged
gezgin'in Imzasi
Nisan 27, 2009, 05:13:11
*
Üye Grubu : Aktif Üye
Cinsiyet : Bay
Nerden : HER AN HER YERDE
Mesaj Sayisi : 241
Ruh halim :
Üye No : 19
Teşekkür Gücü : 4
Çevrimdışı

« Yanıtla #8 : Nisan 27, 2009, 05:13:11 »

Yorgun argın bir gün,
Güneş anlamaz halimden.
Dışarda kuşlar dansa kalkmış yine.
Çağlayan,ikindi coşkusuna girmiş,
Zaman yaşa diyor beni.
Banane.

Beynimde uykunun sersemliği,
Gözlerimde delili,
Vakit kendimin vakti.
Zaman boş geçmemeli desemde,
Aman be banane.

Bırak saçlarım taranmamış olsun.
Yatağım yapılmamış,
Pencerem kapalı kalmış,
Fincanımda kahve telvesi varmış,
Olsun be banane.

Hayat benim hayatım,
Sanane…………
__________________


Logged
gezgin'in Imzasi
Nisan 27, 2009, 05:15:32
*
Üye Grubu : Aktif Üye
Cinsiyet : Bay
Nerden : HER AN HER YERDE
Mesaj Sayisi : 241
Ruh halim :
Üye No : 19
Teşekkür Gücü : 4
Çevrimdışı

« Yanıtla #9 : Nisan 27, 2009, 05:15:32 »

Bütün hayat boyunca yalanlarla uğraşmaktan yoruldum. Yalansız bir hayat yok mu?? Bazen olur insan boşluğa düşer, ne yapacağını bilmez, kafasındakileri unutup dağıtmak için yollar arar.. Bunun içinde bazen karşısındakini kaybetmemek için yalana başvururmuş. Ama ben yalandan nefret ediyorum… hayatım boyunca hatalar yaptım ve bu hataların bedelini ağır ödedim, çok ağır.O hataları tekrar yaşamak istemedim dersimi almıştım çünkü. Bir kere yalan söledim ortaya çıkınca onunda bedeli ağır oldu ve dedim hayatımda yalan olmucak söyleyene de yer olmucak. Tabi bunlar ufak tefek yalanlar olduğunda insanlar affedici yanlarınıda gösteriyorlar benim insanlara tölerans tanıdığım gibi. Tabi bu yalanın boyutuna bağlı büyük olursa affetmem. Fakat insanlar yalana alışmış yalansız bir hayat yok. Ben yalansız bir hayat istiyorum.

Yeni bir hayat istemek suc mu?? Mutluluğu istemek suc mu?? Sucsa ben hiç yaşamayım daha iyi. Keşke gelmeseydim bu yalan dünyaya… İstiyorumki artık sorunlarım bitsin, istiyorum ki bende sevileyim huzur dolu bir hayat yaşayayım. Çok mu şey istiyorum acaba… Acı çekmekte bir yere kadar insan artık yeter diyor. Öyleyse bu hayat son bulsa ne olur sanki. Oda olmuyor, olmuyor. Aynı şeyleri yaşa diyor hayatım bana bende yaşıyorum yeter artık desemde…
Logged
gezgin'in Imzasi
Nisan 27, 2009, 05:25:19
*
Üye Grubu : Aktif Üye
Cinsiyet : Bay
Nerden : HER AN HER YERDE
Mesaj Sayisi : 241
Ruh halim :
Üye No : 19
Teşekkür Gücü : 4
Çevrimdışı

« Yanıtla #10 : Nisan 27, 2009, 05:25:19 »

Sokaklar, caddeler, şehirler hep kendisini unutmuş insanlarla dolu. Gerçekten gururlu, güvenli, ne istediğini bilen, bilge, yani kısaca dostun olmasını isteyeceğin türden insanların sayısı giderek azalıyor. Dünyadaki korku seviyesi arttıkça, insanların özbenlikleri de o kadar siniyor. Kendileri gibi değil de kendilerinden istenildiği gibi yaşamayı seçiyorlar.

Oysa kendini yaşamamak ölmektir.

Yaşamak insanlık hakkı olsa da, kendini yaşamak doğuştan gelen bir hak değil malesef, en azından günümüzde değil.

Kendini yaşamak için içindeki sese kulak vermeli ve uğraşmalısın. Sürekli çaba harcamalısın.

Ve bir yerde başlamalısın…

1o’un 1′i : Amaç
Yaşamak için bir nedeni olan, bütün nasılların üstesinden gelebilir. -Nietzsche

Bir amacın yoksa, bir hayatın da yoktur. Hayatın yoksa sen de yoksun. Şu anda yaptıkların, yarın yapacakların ve dün yapmış oldukların; hepsi bir amaca hizmet ediyor. Bu amaç seninse, ne mutlu sana. Eğer değilse, ne kadar da hayırseversin, ne mutlu o amacın sahibine.

Elinde bir baltayla ormana dal ve önüne gelen her ağaca bir darbe vur. Yıllar sonra arkanda sağı solu çizilmiş bir orman bırakırsın en fazla. Ya da eline bir testi al ve bir ağacı sulamaya başla. Bir kaç mevsim sonra meyve yemeye başlarsın.

Ne olmak istiyorsun? Ne yapmak istiyorsun? Kimsin? Amacın ne?

Bu soruların nihai tam ve doğru cevabını şu an için bilemiyor olabilirsin fakat şu anda sana en doğru gelen cevapları bilmen gerekiyor.

Eğer bilmiyorsan, o zaman hayatını sen değil TV reklamları, gazete haberleri, korkular, söylentiler, hatalı varsayımlar yani bir başkası yönetiyor demektir.

Amacın ne?

Hedefin var mı?

Bugün yaptıklarını sadece hayatta kalmak uğruna mı yaptın, ne yapacağını bilemediğinden mi yaptın yoksa amacına ulaşmak için bir adım daha mı attın?

Bugün neden yaşadın?

Bugün kendin için bir iyilik yap ve seni mutlu edecek, seni anlamlı kılacak, sana doğru gelen bir amaç edin. Kendine bir hedef belirle. Eskiden yaptığın işleri yapmaya devm etsen de amacın hep aklında olsun. En iyisini yap ve hedefin doğrultusunda yap.

Gerçek ilerleme de aslında böyle sağlanır. Bir hedefin yoksa, affına sığınarak söylüyorum, bir çorbadaki sinek gibi ne kadar çok kanat da çırpsan, ne kadar çok didinsen de bir yere varamasın. Yapman gereken şey, olmak istediğin yeri seçip oraya doğru var gücünle küreklere asılmaktır.

Bir gün gelecek amacına ulaşacaksın veya bir gün gelecek daha anlamlı bir amaç edinip bundan vazgeçeceksin. Fakat ne yaparsan yap, hayatını kendi seçimlerine göre yaşayacaksın.

Ve yaşamın gerçek zevkine o zaman varacaksın.




Logged
gezgin'in Imzasi
Nisan 27, 2009, 05:30:59
*
Üye Grubu : Aktif Üye
Cinsiyet : Bay
Nerden : HER AN HER YERDE
Mesaj Sayisi : 241
Ruh halim :
Üye No : 19
Teşekkür Gücü : 4
Çevrimdışı

« Yanıtla #11 : Nisan 27, 2009, 05:30:59 »

Gerçek gül yetiştirmek
Zordur.
Gidip plastik gül
Satın alabilirsin.
Onlar seni kandırmaz,
Ama komşularını kandırır.
Egonun anlamı da
Budur.
 
 
 
Ne yaparsan yap,
Eğer  keyifle yapıyorsan,
Sevgiyle yapıyorsan,
Yapmanın tek nedeni
Maddiyat değilse
Yaratıcı olur.
 
 
 
Hedef gütme
Bırak enerjin taşsın
Ve aksın.
Paylaş ama
Değiş tokuş yapma.
Pazarlık yapma.
Sende olduğu için ver.
Geri almak için değil.
Çünkü o zaman
Hayatın zindana dönüşür.
Bütün değiş tokuşçular
Cehenneme gider.
 
 
Bu “ Olma” çabası
Bir duvar oluşturuyor.
Çünkü sen zaten
Varlığını içinde taşıyorsun.
Herhangi bir şey olmak
Zorunda değilsin.
Sadece kim olduğunu
Anla yeter. Hepsi bu.
Sadece içindeki gizli
Kimliğin farkına var.
 
 
Doğa herkese
Yaratıcı olan
Bir enerji verir.
Bu enerji, sadece önüne
Set çekildiği zaman,
Doğal akışına
İzin verilmediği zaman
Yıkıcı olur.
 
 
Tanrının yanında
Olursan başarabilirsin.
Onun karşısında değil.
Bütünle birlikte olarak
Başarabilirsin.
Ona karşı olarak değil.
 
 
Uzman olanın,
Bilgili olanın,
Entelektüel olanın,
Kendine ait bir
Kavrayışı yoktur.
O, ödünç bilgiye
Geleneğe  ve
Kanıksamalara bağlıdır.
Kafasında
Kütüphaneler taşır.
Bu çok ağır bir yüktür.
Ama kendine ait bir
Görüşü yoktur.
 
 
Yaratıcı ol
Dediğim zaman,
Herkesin gidip büyük bir
Ressam ya da şair
Olmasını söylemiyorum.
Ben sadece
Bırak hayatın bir resim,
Bir şiir olsun diyorum.
 
 
Din kelimesi
Çok güzeldir.
Kökeni, cahillik
Yüzünden ayrı
Düşenlerin
Bir araya getirilmesi
Anlamına gelen
Bir kelimedir.
Onları bir araya getirmek.
Onları uyandırarak,
Ayrı olmadıklarını
Göstermektir.
 
 
Kadın zihninde zarafet,
Erkek zihninde
Verimlilik vardır. Ve
Tabii uzun vadede, eğer
Sürekli bir çatışma
Varsa, zariflik
Yenilmeye
Mahkumdur ve
Verimli zihin
Kazanacaktır. Çünkü
Dünya, sevgi değil,
Matematik dilini
Anlamaktadır.
 
 
Eğer beyninin sol yarısı
Sana hükmetmeye
Devam ederse, başarılı
Bir hayatın olur. O
Kadar başarılı ki, kırk
Yaşına geldiğinde
Ülserin çıkar. Kırk beş
Yaşında, en az bir ya da
İki kalp krizi yaşamış
Olursun.
 
 
Sevginin gerçek karşıtı
Korkudur.
İnsan sevgiyle büyür,
Korkuyla küçülür.
İnsan, korku
Olunca kapanır,
Sevgiyle açılır.
İnsan korkuda şüphe
Duyar, sevgide güvenir.
 
 
Tapınak inşa etmeye
Dair evrensel dürtü
İnsana mahsustur.
Hayvanlar kendilerine
Sığınak, kuşlarda
Yuva yaparlar
Ama tapınak yapmazlar.
İnsanı hayvandan
Ayıran en belirgin
Özelliklerden biri de
İnsanın tüm diğer
Hayvanlardan farklı
Olarak tapınak yapan
Bir tür olmasıdır.
 
 
Bilgeliğin özü doğayla
Uyum içinde olmaktır.
Evrenin doğal ritmiyle
Uyum içinde olmaktır.
Ve ne zaman,
Evrenin doğal ritmiyle
Uyum içinde olursan,
Bir şair, bir ressam,
Bir müzisyen,
Bir dansçı olursun.
 
 
Bunlar şairlerdir,
Ressamlardır,
Dansçılardır,
Müzisyenlerdir.
Onlar derin bir
Duyarlılık içinde
Evreni emiyor ve sonra
Bu emdiklerini hayal
Güçlerine döküyor.
Logged
gezgin'in Imzasi
Nisan 27, 2009, 05:41:40
*
Üye Grubu : Aktif Üye
Cinsiyet : Bay
Nerden : HER AN HER YERDE
Mesaj Sayisi : 241
Ruh halim :
Üye No : 19
Teşekkür Gücü : 4
Çevrimdışı

« Yanıtla #12 : Nisan 27, 2009, 05:41:40 »

Ne kötüdür insanın aklı ile yüreği arasında sıkışıp kalması....

Ne kötüdür insanın an kadar yakın...Bir asır kadar uzak olması...
Ve bilirmisin ne kötüdür
İnsanın bildiğini anlatamaması...

"BEN" deyip susması..."SEN" deyip ağlamaklı olması...!!!
     


Logged
gezgin'in Imzasi
Nisan 27, 2009, 05:42:00
*
Üye Grubu : Aktif Üye
Cinsiyet : Bay
Nerden : HER AN HER YERDE
Mesaj Sayisi : 241
Ruh halim :
Üye No : 19
Teşekkür Gücü : 4
Çevrimdışı

« Yanıtla #13 : Nisan 27, 2009, 05:42:00 »

Hatalardan ders çıkartmak! 

Yaş 20 , hayata korkusuzca bakan, asla başına kötü bir şey gelmeyeceğine inanan, ailelerin dediklerinin tam tersini yapan, cıvıl cıvıl, zamanın çok yavaş geçtiğini zannedip asla yaşlanmayacağına inanan, her şeyi en iyi kendisinin bildiğini zanneden, farkında olmadığı bir anda kalbi pır pır edip karşısındaki kişiye aşık olabilen ve sonrasında gözü ondan başkasını görmeyen , onun için şarkılarda göz yaşı döken ve dünyayı yıkabilecek olan , ayrılırsa ayrılık acısını birkaç haftada atlatabilen ve ardından kalbi başkası için pır pır edebilen, tüm boş zamanını yarını hiç düşünmeden arkadaşları ile eğlenmekle geçiren , kayıp kaygısı olmayan cokkkk güzel hayat dolu bir yaş.

Yaş 30, ilk başta eyvahhhhhh 20'li yaşlarda değilim eyvahhhhh nasıl 30 oldum ben , nasıl bu kadar çabuk geçti seneler , keşke geçmişte şu şu şu hataları yapmasaydım , keşke ailemi dinleseydim, keşke eğitimime biraz daha önem verseydim , arkadaş zannettiğim 20 kişiden sadece 3 ü gerçek arkadaşmış , sağlığıma daha fazla dikkat etmeliyim, eskisi gibi aynı yemekleri yesem de , aynı rejimi yapsam da kilolar geliyor ve zor kilo veriyorum , niye gece çıkacağıma evde oturup tv seyretmek bana daha fazla zevk veriyor, artık süratli giden arabalardan korkuyorum , niye ölüm den artık korkmaya başladım , eyvahhh yalnız mı kalacağım ,peki ben ne yapıyorum diye başlayan yeni bir yaş.

Yaş 40, özür dilerim daha o yaşa gelmediğim için yazamıyorum.

Ben 30 lu yaşlardayım .Kendi kendime yalnız kaldığım zaman o kadar fazla düşüncelere dalıyorum ki size anlatamam. Hayatımdan keşkeleri çıkartalı seneler oldu. Geçmişte yapmak istediğiniz fakat yapamadığınız şeyler için veya yaptığınız hatalarınız için keşke yapmasaydım deseniz ne olacak. Geri mi gelecek o günler? Hayır aslaaa. Ama yaptığımız her yanlış , her hata için şükretmemiz lazım. Her hatamızdan ders çıkartmayı öğrenmemiz lazım. Hani çocukken annemiz ''Bak dikkat et düşersin'' derdi, biz yine yapardık ve düşerdik. Ağlardık , canımız yanardı, peki sonra ne olurdu bir daha CANIMIZ YANMASIN diye aynı hareketi yapmazdık. Hatalarınıza teşekkür edin , içinizden o sıkıntıyı atın, geçmişteki hatalarınız gelecekte sizin dikkatli olmanızı sağlayacaktır. Ama benim en değer verdiğim nokta şu ‘ Tecrube Bedavadır’. Dinleyin . Karşınızdaki insanların hayat hikayelerini dinleyin, size verdikleri öğütleri dinleyin. Ne kaybedersiniz ?BEDAVA.. Başarı öykülerini örnek alın, başarısızlıkları dikkate alın ve hayatınızda uygulamamaya çalışın. Özellikle ailenizi dinleyin , onlar gerçektende doğruyu söylüyor.Kim sizin gerçek arkadaşınız onlar daha net görebiliyor. Sonra ileride asla keşke demezsiniz.

30 lu yaşlardan korkmayın ..İnanın çok güzel .Çünkü çok daha mantıklı düşünmeye başlıyorsunuz, kin tutmanın kavga etmenin ne kadar gereksiz ve zaman kaybı olduğunu anlıyorsunuz. Bu hayata bir amaç için geldiğinizi ve o amacı bulmanın peşine düşüyorsunuz. Hayatınızı birleştireceğiniz kişiyi bulduğunuzda sadece kalbinizin pır pır etmesinin yeterli olmadığını öğreniyorsunuz. Dünyanın odak noktası olmadığınızı fakat Dünyayı , insanlığı daha güzel bir yere getirmek için çalışmalar yapıyorsunuz. Evet tekrar 20 li yaşlara dönmek istiyorsunuz ama mantığınız olmayacağını söylediği için 30 un keyfini çıkartmaya başlıyorsunuz.


 
Logged
gezgin'in Imzasi
Nisan 27, 2009, 11:53:23
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden :
Mesaj Sayisi : 1975
Ruh halim :
Üye No : 6
Teşekkür Gücü : 392
Çevrimdışı

« Yanıtla #14 : Nisan 27, 2009, 11:53:23 »

 ESS
Logged
Ilgili Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Rafet El Roman - Güzel Hayat Rafet El Roman Bedhah 0 72 Son Mesaj Nisan 23, 2009, 04:31:59
Gönderen: Bedhah
Rafet El Roman - Hayat Hüzünlü Rafet El Roman Bedhah 0 68 Son Mesaj Nisan 23, 2009, 04:32:44
Gönderen: Bedhah
Rafet El Roman - Yaşa Çiftci Rafet El Roman Bedhah 0 95 Son Mesaj Nisan 23, 2009, 04:41:37
Gönderen: Bedhah
Avucunuz yıldızınız için ne diyor? Burçlar ve Fal Dünyası mLdy 0 122 Son Mesaj Nisan 24, 2009, 12:34:57
Gönderen: mLdy
Hüzünlü bir hayat hikayesi ( gerçekten yaşanmış bir hayat ) Hayatın İçinden Esra 2 123 Son Mesaj Mayıs 10, 2009, 03:15:44
Gönderen: bydogukan05


Google Words: hayat beni yaşa diyor Dosyasi, hayat beni yaşa diyor Belgesi, hayat beni yaşa diyor Programi, hayat beni yaşa diyor Oyunlari, hayat beni yaşa diyor Download, hayat beni yaşa diyor Resimleri, hayat beni yaşa diyor Hikayeleri, hayat beni yaşa diyor Haberleri, hayat beni yaşa diyor Indir, hayat beni yaşa diyor Yükle, hayat beni yaşa diyor Videosu, hayat beni yaşa diyor Arsivi, hayat beni yaşa diyor Albümü,
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Rengli Theme By Burak & Forum



Wap - Wap2 - Wap Forum - XML - Rss

site ekle adres.gen.tr Arama Motoru Aradur.com | Arama Motoru SiteTR Güzel Linkler Dizini Senbul.com Genel
Hosgeldiniz
Hala Üye degilmisiniz?
Üye olmak çok kolay
Üye olmak için tiklayin