| Nisan 24, 2009, 03:15:24 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : 
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
|
 |
« : Nisan 24, 2009, 03:15:24 » |
|
BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM
Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi, beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin... Fedakârlığımı anlıyorsun : vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için. Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında senin. Sonra, sen de ölünce kavanozuma gelirsin. Ve orda beraber yaşarız külümün içinde külün, ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun bizi ordan atana kadar... Ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız ki birbirimize, atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yan yana düşecek. Toprağa beraber dalacağız. Ve bir gün yabani bir çiçek bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse sapında muhakkak iki çiçek açacak : biri sen biri de ben. Ben daha ölümü düşünmüyorum. Ben daha bir çocuk doğuracağım. Hayat taşıyor içimden. Kaynıyor kanım. Yaşayacağım, ama çok, pek çok, ama sen de beraber. Ama ölüm de korkutmuyor beni. Yalnız pek sevimsiz buluyorum bizim cenaze şeklini. Ben ölünceye kadar da bu düzelir herhalde. Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde? İçimden bir şey : belki diyor.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Nisan 24, 2009, 03:16:11 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : 
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
|
 |
« Yanıtla #1 : Nisan 24, 2009, 03:16:11 » |
|
BİR AYRILIŞ HİKAYESİ
Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl, avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya çıldırasıya... Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl, kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beş yüz, yüzde hudutsuz kere yüz... Kadın erkeğe dedi ki: -Baktım dudağımla, yüreğimle, kafamla; severek, korkarak, eğilerek, dudağına, yüreğine, kafana. Şimdi ne söylüyorsam karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana.. Ve ben artık biliyorum: Toprağın - yüzü güneşli bir ana gibi - en son en güzel çocuğunu emzirdiğini.. Fakat neyleyim saçlarım dolanmış ölmekte olan parmaklarına başımı kurtarmam kabil değil! Sen yürümelisin, yeni doğan çocuğun gözlerine bakarak.. Sen yürümelisin, beni bırakarak... Kadın sustu. SARILDILAR Bir kitap düştü yere... Kapandı bir pencere... AYRILDILAR...
N.Hikmet
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Nisan 24, 2009, 03:18:35 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : 
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
|
 |
« Yanıtla #2 : Nisan 24, 2009, 03:18:35 » |
|
KALBİM
Göğsümde 15 yara var!. Saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak!.. Kalbim yine çarpıyor, kalbim yine çarpacak!!!
•
Göğsümde 15 yara var! Sarıldı 15 yarama kara kaygan yılanlar gibi karanlık sular! Karadeniz boğmak istiyor beni, boğmak istiyor beni, kanlı karanlık sular!!!
Saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak. Kalbim yine çarpıyor, kalbim yine çarpacak!...
•
Göğsümde 15 yara var!. Deldiler göğsümü 15 yerinden, sandılar ki vurmaz artık kalbim kederinden! Kalbim yine çarpıyor, kalbim yine çarpacak!!!
Yandı 15 yaramdam 15 alev, kırıldı göğsümde 15 kara saplı bıçak.. Kalbim kanlı bir bayrak gibi çarpıyor, ÇAR-PA-CAK!!
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Nisan 24, 2009, 03:55:17 |
|
Buz_KaLpLi
|
 |
« Yanıtla #3 : Nisan 24, 2009, 03:55:17 » |
|
Ellerine sağlık.

|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Nisan 24, 2009, 05:12:00 |
|
Buz_KaLpLi
|
 |
« Yanıtla #4 : Nisan 24, 2009, 05:12:00 » |
|
SEN BENİM SARHOŞLUĞUMSUN Sen benim sarhoşluğumsun ne ayıldım ne ayılabilirim ne ayılmak isterim başım ağır dizlerim parçalanmış üstüm başım çamur içinde yanıp sönen ışığına düşe kalka giderim.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Nisan 24, 2009, 09:35:19 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
|
 |
« Yanıtla #5 : Nisan 24, 2009, 09:35:19 » |
|
Bedhah...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Nisan 24, 2009, 09:41:14 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
|
 |
« Yanıtla #6 : Nisan 24, 2009, 09:41:14 » |
|
HOŞGELDİN...
Hoş geldin! Kesilmiş bir kol gibi omuz başımızdaydı boşluğun... Hoş geldin! Ayrılık uzun sürdü. Özledik. Gözledik... Hoş geldin! Biz bıraktığın gibiyiz. Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta, dostu düşmandan ayırmakta... Hoş geldin. Yerin hazır. Hoş geldin. Dinleyip diyecek çok. Fakat uzun söze vaktimiz yok. YÜRÜYELİM.....
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Nisan 24, 2009, 09:44:56 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
|
 |
« Yanıtla #7 : Nisan 24, 2009, 09:44:56 » |
|
DURUP DURURKEN
Durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı, Durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı, Durup dururken rüya görüyorum bir otelde, holde, ayakta, Durup dururken çarpıyor alnıma kaldırımdaki ağaç, Durup dururken bir kurt uluyor aya karşı bahtsız, öfkeli, aç, Durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede, salıncakta, Durup dururken mezardaki halim geçiyor aklımdan, Durup dururken kafamda bir güneşli duman, Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne, Ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Nisan 24, 2009, 09:45:10 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
|
 |
« Yanıtla #8 : Nisan 24, 2009, 09:45:10 » |
|
MAZİ
Kalbimde maziden bugün izler var Her siyah saatım bu izle erir Ruhumu geçmişin hicranı sarar Doğanlar ölür ölen dirilir
Anladım hayatmış mazinin adı Yıllara karışan her şey ses verir Hasretle doludur geçmişin yadı Mazinin elemi bile tatlıdır.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Nisan 24, 2009, 09:48:00 Gönderen: Esra »
|
Logged
|
|
|
|
| Nisan 27, 2009, 10:28:43 |
|
Üye Grubu : Tiryaki Üye
Cinsiyet : 
Nerden : her an degısebılır
Mesaj Sayisi : 490
Ruh halim :
Üye No : 32
Teşekkür Gücü : 88
|
 |
« Yanıtla #9 : Nisan 27, 2009, 10:28:43 » |
|
SENi O KADAR SEVIYORUM Ki
Hasretini, yoklugunu, sensizligi bir ates yanigi gibi öyle aciyla duydum ki yüregimin etinde, gitgide çogalarak gitgide derinden isleyerek öyle dayanilmaz oldu ki bu seni bogabilirdim senden kurtulmak için çünkü seni o kadar seviyorum.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 08, 2009, 06:17:27 |
|
Üye Grubu : Aktif Üye
Yas : Yok
Cinsiyet : 
Nerden : teeee uzaklardan
Mesaj Sayisi : 30
Ruh halim :
Üye No : 67
Teşekkür Gücü : 7
|
 |
« Yanıtla #10 : Mayıs 08, 2009, 06:17:27 » |
|
eline sağlık
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 08, 2009, 06:19:52 |
|
Üye Grubu : Aktif Üye
Yas : Yok
Cinsiyet : 
Nerden : teeee uzaklardan
Mesaj Sayisi : 30
Ruh halim :
Üye No : 67
Teşekkür Gücü : 7
|
 |
« Yanıtla #11 : Mayıs 08, 2009, 06:19:52 » |
|
mavi gözlü dev... O mavi gözlü bir devdi, Minnacık bir kadın sevdi. Kadının hayali minnacık bir evdi, bahçesinde ebruliii hanımeli açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev, Ve elleri öyle büyük işler için hazırlanmıştı ki devin, yapamazdı yapısını, çalamazdı kapısını bahçesinde ebruliiii hanımeli açan evin.
O mavi gözlü bir devdi, Minnacık bir kadın sevdi. Mini minnacıktı kadın. Rahata acıktı kadın yoruldu devin büyük yolunda. Ve elveda! deyip mavi gözlü deve, girdi zengin bir cücenin kolunda bahçesinde ebruliiii hanımeli açan eve.
Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev, Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz: bahçesinde ebruliii hanımeli açan ev...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 13, 2009, 04:48:44 |
|
Prenses
|
 |
« Yanıtla #12 : Mayıs 13, 2009, 04:48:44 » |
|
"Memleketimden insan manzaraları"adlı kitabında okudumuştum ama bunları hiç okumadım... Teşekkürler 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 13, 2009, 04:49:22 |
|
MasaL
|
 |
« Yanıtla #13 : Mayıs 13, 2009, 04:49:22 » |
|
 Nazım Hikmet Ran (1902-1963) Selanik'de doğmuştur (1902). İlköğrenimini İstanbul'da Göztepe Taşmektep, Galatasaray Lisesi ilk bölümü (1914), Nişantaşı Numune Mektebi'nde tamamlamış, orta öğrenimi ise, daha 12 yaşında iken yazdığı "Bir Bahriyelinin Ağzından" adlı bir şiirini dinleyip çok beğenen Bahriye Nazırı Cemal Paşa'nın öğüdü üzerine geçtiği Heybeliada Bahriye Mektebi'nda yapmıştır (1918). Nazım Hikmet Bahriye'yi bitirdikten sonra Hamidiye Kruvazörü'ne stajyer güverte subayı olarak verilmiş, bir gece nöbetinde üşütüp zatülcemp olmuş (1919), sağlığını kazanamayınca askerlikten çürüğe çıkarılmıştır (1920). Askerlikten ayrıldıktan sonra, İstanbul'un işgaline çok üzülen Nâzım Hikmet Millî Mücadele'ye katılmak üzere Anadolu'ya geçmiş, Bolu Lisesi'nde kısa bir süre öğretmenlik yapmıştır (1921). Rus devrimiyle ilgilenen şair, bir süre sonra Batum'dan Moskova'ya gitmiş ve Doğu Üniversitesi'nde ekonomi ve toplumbilim okumuştur (1922-1924). Yurda dönüşünden sonra Aydınlık dergisine katılmış, burada çıkan şiirlerinden ötürü hakkında "gıyaben" mahkumiyet kararı verildiğine öğrenince yeniden Rusya'ya geçmiş, af çıkması üzerine Türkiye'ye dönmüş ve bir süre Hopa cezaevinde tutuklu kalmıştır (1928). Nâzım Hikmet daha sonra İstanbul'a yerleşmiş, çeşitli gazete ve dergilerle film stüdyolarında çalışmış, ilk şiir kitaplarını çıkarmış ve oyunlarını yazmıştır (1928-1932). Bir ara yine tutuklanmış, Cumhuriyet'in 10. yılı dolayısıyla çıkarılan af yasası ile özgürlüğüne kavuşmuştur. Akşam Son Posta, Tan gazetelerinde Orhan Selim takma adıyla fıkra yazarlığı ve başyazarlık yapmıştır (1933). Kara Harp Okulu öğrencileri arasında propaganda yaptığı iddiasıyla yargılanmış, Harp Okulu Askeri Mahkemesi'nce 15 yıl, ardından Donanma içinde faaliyette bulunduğu iddiasıyla da Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nce 20 yıl olmak üzere toplam 35 yıl hapis cezasına çarptırılmış, cezası Türk Ceza Kanunu'nun 68 ve 77 maddeleri uyarınca 28 yıl dört aya indirilmiştir (1938). Demokrat Parti'nin iktidara gelmesinden sonra çıkarılan af yasası (1950) kapsamına alınması için aydınlar tarafından açılan büyük bir kampanyanın ardından, hukukçular yasal yollara başvurmuş, bu arada Nâzım Hikmet'de hapishanede açlık grevine başlamıştır. Sonunda Nâzım Hikmet'in geri kalan cezası affedilmiş ve şair 13 yıl hapislikten sonra özgürlüğüne kavuşmuştur. Serbest bırakıldıktan sonra iş bulamayan, kitap çıkaramayan şair için bu kez askerlik kararı alınmış, 50 yaşında ve hasta olan Nâzım Hikmet çok zor durumda kalmıştır. Öldürülmekten korkan şair, kendisine hayran olan Refik Erduran (sonranın ünlü oyun yazarı ve gazetecisi)'ın önerisini kabul etmiş, onun yardımıyla bir motorla Karadeniz'de seyreden Romanya bandıralı bir gemiye binerek Türkiye'den ayrılmıştır.Nâzım Hikmet, Moskova'da ölmüştür. (3 Haziran 1963). YAZIN YAŞAMI Nâzım Hikmet, hece vezniyle yazdığı ilk şiirlerini Yeni Mecmua, İnci, Ümit ve Celal Sahir (Erozan)'ın çıkardığı Birinci Kitap, İkinci Kitap vb. dergilerinde yayımlamıştır. "Bir Dakika" adlı şiiriyle Alemdar gazetesinin açtığı yarışmada birincilik kazanmıştır (1920). Daha sonra Aydınlık, Resimli Ay, Hareket, Resimli Herşey, Her Ay gibi dergilerde yazan Nâzım Hikmet cezaevine girdikten sonra yıllarca yayın yapamamıştır. Ancak, 1940'lı yıllarda, Yeni Edebiyat, Ses, Gün, Yürüyüş, Yığın, Baştan, Barış gibi toplumcu dergilerde İbrahim Sabri, Mazhar Lütfi takma adlarıyla ya da imzasız olarak bazı şiirleri çıkmıştır. Kuvâyı Milliye Destanı İzmir'de Havadis gazetesinde tefrika edilmiştir (1949). Destanı Yön dergisi yayınlayarak (1965) Nâzım Hikmet'i yeniden okurlara ulaştırmış, şairin yapıtına konan çemberi kırmıştır. YAPITLARI ŞİİR: 835 Satır (1929), Jokond ile Si-Ya-U (1929), Varan 3 (1930), 1+1=1 (1930-Nail V. ile), Sesini Kaybeden Şehir (1931), Benerci Kendini Niçin Öldürdü (1932), Gece Gelen Telgraf (1932), Taranta Babu'ya Mektuplar (1935), Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı (1936), Kurtuluş Savaşı Destanı (1965), Saat 21-22 Şiirleri (1965-Bas. Haz. M.Fuat), Memleketimden İnsan Manzaraları (1966-1967-Bas. Haz. M.Fuat, 5 Cilt), Rubailer (1966-Bas. Haz. M. Fuat), Dört Hapishaneden (1966-Bas. Haz. M.Fuat), Yeni Şiirler (1966-Bas. Haz. Dost Yayınevi), Son Şiirleri (Bas. Haz. Habora Kitabevi), Tüm Eserleri (1980-Bas. Haz. A. Bezirci, 8 Cilt). OYUN: Kafatası (1943), Bir Ölü Evi Yahut Merhumun Hanesi (1932), Unutulan Adam (1935), İnek (1965), Ferhat ile Şirin (1965), Enayi (1965), Sabahat (1966), Yusuf ile Menofis (1967), İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu (1985). ROMAN: Kan Konuşmaz (1965), Yeşil Elmalar (1965), Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim (1966). YAZILAR: İt Ürür Kervan Yürür (1936-Orhan Selim takma adıyla), Alman Faşizmi ve Irkçılığı (1936), Milli Gurur (1936), Sovyet Demokrasisi (1936). MEKTUPLAR: Kemal Tahir'e Hapishaneden Mektuplar (1968), Cezaevinden Memet Fuat'a Mektuplar (1968), Bursa Cezaevinden Vâ-Nû'lara Mektuplar (1970), Nâzım'ın Bilinmeyen Mektupları (1986-Adalet Cimcoz'la Mektuplar, Haz. Ş. Kurdakul), Piraye'ye Mektuplar (1988). MASAL: La Fontaine'den Masallar (1949-Ahmet Oğuz Saruhan adıyla), Sevdalı Bulut (1967)
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte yani yürekte.
Meselâ bir barikatta dövüşerek meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken meselâ denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Nazım Hikmet
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 27, 2009, 02:51:07 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : 
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
|
 |
« Yanıtla #14 : Mayıs 27, 2009, 02:51:07 » |
|
BENCE SEN DE SIMDI HERKES GIBISIN
Gözlerim gözünde aski seçmiyor Onlardan kalbime sevda geçmiyor Ben yordum ruhumu biraz da sen yor Çünkü bence simdi herkes gibisin
Yolunu beklerken daha dün gece Kaçiyorum bugün senden gizlice Kalbime baktim da iyice Anladim ki sen de herkes gibisin
Büsbütün unuttum seni eminim Maziye karisti simdi yeminim Kalbimde senin için yok bile kinim Bence sen de simdi herkes gibisin..
NAZIM HIKMET
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|