GümüşKalem Forum Sitesi > Aşk Arkadaşlık Dostluk > Şiir Köşesi > Aşk Şiirleri > Nazım HİKMET
GoogleTagged
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nazım HİKMET  (Okunma Sayısı 448 defa)
Nisan 24, 2009, 03:15:24
*
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : Bay
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
Çevrimdışı

WWW
« : Nisan 24, 2009, 03:15:24 »

BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM

Ben senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
                    içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
                    ki içinde beni görebilesin...
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
                        senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
                                     yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
                    biri sen
                    biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
                                bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey :
                  belki diyor.
Logged
Bedhah'in Imzasi

Korkma
Bir Daha Dönmeyeceğim!
Severek gidebilmek de erdemdir bence,
sevmekten vazgeçip gidenlere bakarsan.
Seni kötü anarak yürümemek için bütün çabam,
elde bir sıcak dostluk tutma derdindeyim.
Günahını kimsenin ödeyemeyeceği bir ayrılığı tartışmak zaman kaybıdır.
Korkma,
ben aklından sildikten sonra yüreğine söz dinletebilenlerdenim.
Nisan 24, 2009, 03:16:11
*
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : Bay
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
Çevrimdışı

WWW
« Yanıtla #1 : Nisan 24, 2009, 03:16:11 »

BİR AYRILIŞ HİKAYESİ

Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...


N.Hikmet

Logged
Bedhah'in Imzasi

Korkma
Bir Daha Dönmeyeceğim!
Severek gidebilmek de erdemdir bence,
sevmekten vazgeçip gidenlere bakarsan.
Seni kötü anarak yürümemek için bütün çabam,
elde bir sıcak dostluk tutma derdindeyim.
Günahını kimsenin ödeyemeyeceği bir ayrılığı tartışmak zaman kaybıdır.
Korkma,
ben aklından sildikten sonra yüreğine söz dinletebilenlerdenim.
Nisan 24, 2009, 03:18:35
*
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : Bay
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
Çevrimdışı

WWW
« Yanıtla #2 : Nisan 24, 2009, 03:18:35 »

KALBİM
 

Göğsümde 15 yara var!.
Saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak!..
Kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!!!

                                •

Göğsümde 15 yara var!
Sarıldı 15 yarama
kara kaygan yılanlar gibi karanlık sular!
Karadeniz boğmak istiyor beni,
boğmak istiyor beni,
kanlı karanlık sular!!!

Saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak.
Kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!...

                •

Göğsümde 15 yara var!.
Deldiler göğsümü 15 yerinden,
sandılar ki vurmaz artık kalbim kederinden!
Kalbim yine çarpıyor,
      kalbim yine çarpacak!!!

Yandı 15 yaramdam 15 alev,
kırıldı göğsümde 15 kara saplı bıçak..
Kalbim
kanlı bir bayrak gibi çarpıyor,
                         ÇAR-PA-CAK!!


Logged
Bedhah'in Imzasi

Korkma
Bir Daha Dönmeyeceğim!
Severek gidebilmek de erdemdir bence,
sevmekten vazgeçip gidenlere bakarsan.
Seni kötü anarak yürümemek için bütün çabam,
elde bir sıcak dostluk tutma derdindeyim.
Günahını kimsenin ödeyemeyeceği bir ayrılığı tartışmak zaman kaybıdır.
Korkma,
ben aklından sildikten sonra yüreğine söz dinletebilenlerdenim.
Nisan 24, 2009, 03:55:17
Buz_KaLpLi
« Yanıtla #3 : Nisan 24, 2009, 03:55:17 »



Ellerine sağlık.




Logged
Nisan 24, 2009, 05:12:00
Buz_KaLpLi
« Yanıtla #4 : Nisan 24, 2009, 05:12:00 »




SEN BENİM SARHOŞLUĞUMSUN





Sen benim sarhoşluğumsun
ne ayıldım
ne ayılabilirim
ne ayılmak isterim
başım ağır
dizlerim parçalanmış
üstüm başım çamur içinde
yanıp sönen ışığına düşe kalka giderim.



Logged
Nisan 24, 2009, 09:35:19
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #5 : Nisan 24, 2009, 09:35:19 »

 ESS Bedhah...
Logged
Nisan 24, 2009, 09:41:14
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #6 : Nisan 24, 2009, 09:41:14 »

HOŞGELDİN...


Hoş geldin!
Kesilmiş bir kol gibi
omuz başımızdaydı boşluğun...
Hoş geldin!
Ayrılık uzun sürdü.
Özledik.
Gözledik...
Hoş geldin!
Biz
bıraktığın gibiyiz.
Ustalaştık biraz daha
taşı kırmakta,
dostu düşmandan ayırmakta...
Hoş geldin.
Yerin hazır.
Hoş geldin.
Dinleyip diyecek çok.
Fakat uzun söze vaktimiz yok.
YÜRÜYELİM.....
 
 

 
Logged
Nisan 24, 2009, 09:44:56
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #7 : Nisan 24, 2009, 09:44:56 »


DURUP DURURKEN


Durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı,
Durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı,
Durup dururken rüya görüyorum bir otelde, holde, ayakta,
Durup dururken çarpıyor alnıma kaldırımdaki ağaç,
Durup dururken bir kurt uluyor aya karşı bahtsız, öfkeli, aç,
Durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede, salıncakta,
Durup dururken mezardaki halim geçiyor aklımdan,
Durup dururken kafamda bir güneşli duman,
Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne,
Ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne...

 
 
 
Logged
Nisan 24, 2009, 09:45:10
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #8 : Nisan 24, 2009, 09:45:10 »

MAZİ


Kalbimde maziden bugün izler var
Her siyah saatım bu izle erir
Ruhumu geçmişin hicranı sarar
Doğanlar ölür ölen dirilir

Anladım hayatmış mazinin adı
Yıllara karışan her şey ses verir
Hasretle doludur geçmişin yadı
Mazinin elemi bile tatlıdır.


 
« Son Düzenleme: Nisan 24, 2009, 09:48:00 Gönderen: Esra » Logged
Nisan 27, 2009, 10:28:43
*
Üye Grubu : Tiryaki Üye
Cinsiyet : Bay
Nerden : her an degısebılır
Mesaj Sayisi : 490
Ruh halim :
Üye No : 32
Teşekkür Gücü : 88
Çevrimdışı

« Yanıtla #9 : Nisan 27, 2009, 10:28:43 »

SENi O KADAR SEVIYORUM Ki


Hasretini, yoklugunu, sensizligi
bir ates yanigi gibi öyle aciyla duydum ki
yüregimin etinde,
gitgide çogalarak
gitgide derinden isleyerek
öyle dayanilmaz oldu ki bu
seni bogabilirdim senden
kurtulmak için
çünkü seni o kadar seviyorum.
Logged
Mayıs 08, 2009, 06:17:27
*
Üye Grubu : Aktif Üye
Yas : Yok
Cinsiyet : Bay
Nerden : teeee uzaklardan
Mesaj Sayisi : 30
Ruh halim :
Üye No : 67
Teşekkür Gücü : 7
Çevrimdışı

« Yanıtla #10 : Mayıs 08, 2009, 06:17:27 »

eline sağlık
Logged
kuzgun'in Imzasi
HAZIRMISINIZ?
Mayıs 08, 2009, 06:19:52
*
Üye Grubu : Aktif Üye
Yas : Yok
Cinsiyet : Bay
Nerden : teeee uzaklardan
Mesaj Sayisi : 30
Ruh halim :
Üye No : 67
Teşekkür Gücü : 7
Çevrimdışı

« Yanıtla #11 : Mayıs 08, 2009, 06:19:52 »


mavi gözlü dev...
O mavi gözlü bir devdi,
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
              bahçesinde ebruliii
                      hanımeli
                                    açan bir ev.

Bir dev gibi seviyordu dev,
Ve elleri öyle büyük işler için
                     hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
                       çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
                      hanımeli
                              açan evin.

O mavi gözlü bir devdi,
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
           yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
          bahçesinde ebruliiii
                  hanımeli
                      açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliii
                             hanımeli
                                       açan ev...
Logged
kuzgun'in Imzasi
HAZIRMISINIZ?
Mayıs 13, 2009, 04:48:44
Prenses
« Yanıtla #12 : Mayıs 13, 2009, 04:48:44 »

"Memleketimden insan manzaraları"adlı kitabında okudumuştum ama bunları hiç okumadım...
Teşekkürler  Wink
Logged
Mayıs 13, 2009, 04:49:22
MasaL
« Yanıtla #13 : Mayıs 13, 2009, 04:49:22 »


Nazım Hikmet Ran (1902-1963) Selanik'de doğmuştur (1902). İlköğrenimini İstanbul'da Göztepe Taşmektep, Galatasaray Lisesi ilk bölümü (1914), Nişantaşı Numune Mektebi'nde tamamlamış, orta öğrenimi ise, daha 12 yaşında iken yazdığı "Bir Bahriyelinin Ağzından" adlı bir şiirini dinleyip çok beğenen Bahriye Nazırı Cemal Paşa'nın öğüdü üzerine geçtiği Heybeliada Bahriye Mektebi'nda yapmıştır (1918). Nazım Hikmet Bahriye'yi bitirdikten sonra Hamidiye Kruvazörü'ne stajyer güverte subayı olarak verilmiş, bir gece nöbetinde üşütüp zatülcemp olmuş (1919), sağlığını kazanamayınca askerlikten çürüğe çıkarılmıştır (1920). Askerlikten ayrıldıktan sonra, İstanbul'un işgaline çok üzülen Nâzım Hikmet Millî Mücadele'ye katılmak üzere Anadolu'ya geçmiş, Bolu Lisesi'nde kısa bir süre öğretmenlik yapmıştır (1921). Rus devrimiyle ilgilenen şair, bir süre sonra Batum'dan Moskova'ya gitmiş ve Doğu Üniversitesi'nde ekonomi ve toplumbilim okumuştur (1922-1924). Yurda dönüşünden sonra Aydınlık dergisine katılmış, burada çıkan şiirlerinden ötürü hakkında "gıyaben" mahkumiyet kararı verildiğine öğrenince yeniden Rusya'ya geçmiş, af çıkması üzerine Türkiye'ye dönmüş ve bir süre Hopa cezaevinde tutuklu kalmıştır (1928). Nâzım Hikmet daha sonra İstanbul'a yerleşmiş, çeşitli gazete ve dergilerle film stüdyolarında çalışmış, ilk şiir kitaplarını çıkarmış ve oyunlarını yazmıştır (1928-1932). Bir ara yine tutuklanmış, Cumhuriyet'in 10. yılı dolayısıyla çıkarılan af yasası ile özgürlüğüne kavuşmuştur. Akşam Son Posta, Tan gazetelerinde Orhan Selim takma adıyla fıkra yazarlığı ve başyazarlık yapmıştır (1933). Kara Harp Okulu öğrencileri arasında propaganda yaptığı iddiasıyla yargılanmış, Harp Okulu Askeri Mahkemesi'nce 15 yıl, ardından Donanma içinde faaliyette bulunduğu iddiasıyla da Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nce 20 yıl olmak üzere toplam 35 yıl hapis cezasına çarptırılmış, cezası Türk Ceza Kanunu'nun 68 ve 77 maddeleri uyarınca 28 yıl dört aya indirilmiştir (1938). Demokrat Parti'nin iktidara gelmesinden sonra çıkarılan af yasası (1950) kapsamına alınması için aydınlar tarafından açılan büyük bir kampanyanın ardından, hukukçular yasal yollara başvurmuş, bu arada Nâzım Hikmet'de hapishanede açlık grevine başlamıştır. Sonunda Nâzım Hikmet'in geri kalan cezası affedilmiş ve şair 13 yıl hapislikten sonra özgürlüğüne kavuşmuştur. Serbest bırakıldıktan sonra iş bulamayan, kitap çıkaramayan şair için bu kez askerlik kararı alınmış, 50 yaşında ve hasta olan Nâzım Hikmet çok zor durumda kalmıştır. Öldürülmekten korkan şair, kendisine hayran olan Refik Erduran (sonranın ünlü oyun yazarı ve gazetecisi)'ın önerisini kabul etmiş, onun yardımıyla bir motorla Karadeniz'de seyreden Romanya bandıralı bir gemiye binerek Türkiye'den ayrılmıştır.Nâzım Hikmet, Moskova'da ölmüştür. (3 Haziran 1963).
YAZIN YAŞAMI
Nâzım Hikmet, hece vezniyle yazdığı ilk şiirlerini Yeni Mecmua, İnci, Ümit ve Celal Sahir (Erozan)'ın çıkardığı Birinci Kitap, İkinci Kitap vb. dergilerinde yayımlamıştır. "Bir Dakika" adlı şiiriyle Alemdar gazetesinin açtığı yarışmada birincilik kazanmıştır (1920). Daha sonra Aydınlık, Resimli Ay, Hareket, Resimli Herşey, Her Ay gibi dergilerde yazan Nâzım Hikmet cezaevine girdikten sonra yıllarca yayın yapamamıştır. Ancak, 1940'lı yıllarda, Yeni Edebiyat, Ses, Gün, Yürüyüş, Yığın, Baştan, Barış gibi toplumcu dergilerde İbrahim Sabri, Mazhar Lütfi takma adlarıyla ya da
imzasız olarak bazı şiirleri çıkmıştır. Kuvâyı Milliye Destanı İzmir'de Havadis gazetesinde tefrika edilmiştir (1949). Destanı Yön dergisi yayınlayarak (1965) Nâzım Hikmet'i yeniden okurlara ulaştırmış, şairin yapıtına konan çemberi kırmıştır.
YAPITLARI
ŞİİR:
835 Satır (1929), Jokond ile Si-Ya-U (1929), Varan 3 (1930), 1+1=1 (1930-Nail V. ile), Sesini Kaybeden Şehir (1931), Benerci Kendini Niçin Öldürdü (1932), Gece Gelen Telgraf (1932), Taranta Babu'ya Mektuplar (1935), Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı (1936), Kurtuluş Savaşı Destanı (1965), Saat 21-22 Şiirleri (1965-Bas. Haz. M.Fuat), Memleketimden İnsan Manzaraları (1966-1967-Bas. Haz. M.Fuat, 5 Cilt), Rubailer (1966-Bas. Haz. M. Fuat), Dört Hapishaneden (1966-Bas. Haz. M.Fuat), Yeni Şiirler (1966-Bas. Haz. Dost Yayınevi), Son Şiirleri (Bas. Haz. Habora Kitabevi), Tüm Eserleri (1980-Bas. Haz. A. Bezirci, 8 Cilt).
OYUN:
Kafatası (1943), Bir Ölü Evi Yahut Merhumun Hanesi (1932), Unutulan Adam (1935), İnek (1965), Ferhat ile Şirin (1965), Enayi (1965), Sabahat (1966), Yusuf ile Menofis (1967), İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu (1985).
ROMAN:
Kan Konuşmaz (1965), Yeşil Elmalar (1965), Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim (1966).
YAZILAR:
İt Ürür Kervan Yürür (1936-Orhan Selim takma adıyla), Alman Faşizmi ve Irkçılığı (1936), Milli Gurur (1936), Sovyet Demokrasisi (1936).
MEKTUPLAR:
Kemal Tahir'e Hapishaneden Mektuplar (1968), Cezaevinden Memet Fuat'a Mektuplar (1968), Bursa Cezaevinden Vâ-Nû'lara Mektuplar (1970), Nâzım'ın Bilinmeyen Mektupları (1986-Adalet Cimcoz'la Mektuplar, Haz. Ş. Kurdakul), Piraye'ye Mektuplar (1988).
MASAL:
La Fontaine'den Masallar (1949-Ahmet Oğuz Saruhan adıyla), Sevdalı Bulut (1967)



Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.

Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Nazım Hikmet

Logged
Mayıs 27, 2009, 02:51:07
*
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : Bay
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
Çevrimdışı

WWW
« Yanıtla #14 : Mayıs 27, 2009, 02:51:07 »

BENCE SEN DE SIMDI HERKES GIBISIN

Gözlerim gözünde aski seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence simdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçiyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktim da iyice
Anladim ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karisti simdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de simdi herkes gibisin..


NAZIM HIKMET
Logged
Bedhah'in Imzasi

Korkma
Bir Daha Dönmeyeceğim!
Severek gidebilmek de erdemdir bence,
sevmekten vazgeçip gidenlere bakarsan.
Seni kötü anarak yürümemek için bütün çabam,
elde bir sıcak dostluk tutma derdindeyim.
Günahını kimsenin ödeyemeyeceği bir ayrılığı tartışmak zaman kaybıdır.
Korkma,
ben aklından sildikten sonra yüreğine söz dinletebilenlerdenim.
Ilgili Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Nazım HİKMET Edebiyatcılar Prenses 0 151 Son Mesaj Mayıs 11, 2009, 12:30:26
Gönderen: Prenses


Google Words: Nazım HİKMET Dosyasi, Nazım HİKMET Belgesi, Nazım HİKMET Programi, Nazım HİKMET Oyunlari, Nazım HİKMET Download, Nazım HİKMET Resimleri, Nazım HİKMET Hikayeleri, Nazım HİKMET Haberleri, Nazım HİKMET Indir, Nazım HİKMET Yükle, Nazım HİKMET Videosu, Nazım HİKMET Arsivi, Nazım HİKMET Albümü,
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Rengli Theme By Burak & Forum



Wap - Wap2 - Wap Forum - XML - Rss

site ekle adres.gen.tr Arama Motoru Aradur.com | Arama Motoru SiteTR Güzel Linkler Dizini Senbul.com Genel
Hosgeldiniz
Hala Üye degilmisiniz?
Üye olmak çok kolay
Üye olmak için tiklayin