GümüşKalem Forum Sitesi > Aşk Arkadaşlık Dostluk > Şiir Köşesi > Aşk Şiirleri > ORHAN VELİ KANIK
GoogleTagged

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: ORHAN VELİ KANIK  (Okunma Sayısı 260 defa)
Nisan 24, 2009, 09:29:51
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« : Nisan 24, 2009, 09:29:51 »


ANLATAMIYORUM...


Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Göz yaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum...

 
Logged
Mayıs 13, 2009, 05:20:25
MasaL
« Yanıtla #1 : Mayıs 13, 2009, 05:20:25 »


Orhan Veli Kanık, 13 Nisan 1914 tarihinde İstanbul'da doğdu. Galatasaray'da başladığı öğrenimini, babasının atandığı Ankara'da Gazi İlkokulu ve Ankara Erkek Lisesi'nde sürdürdü. Lise sıralarında Oktay Rifat ve Melih Cevdet'le arkadaş oldu. Liseyi bitirince İstanbul'a dönerek, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girdi (1932), ancak yüksek öğrenimini yarım bıraktı (1935). 1936'da Ankara'ya döndü ve askere gidinceye dek PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Milletlerarası Nizamlar Bürosunda memurluk yaptı. Yedek subaylığını tamamlayınca, iki yıl kadar, yine Ankara'da, Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu'nda çalıştı. 1947'de, Hasan Âli Yücel'in yerine Reşat Şemsettin Sirer'in bakan olarak atanması üzerine, Milli Eğitim Bakanlığında "antidemokratik bir hava" esmeye başladığını söyleyerek, görevinden istifa etti. 1 Ocak 1949-15 Haziran 1950 tarihleri arasında yirmi sekiz sayı süren, on beş günde bir yayımlanan, iki sayfalık ' Yaprak' dergisini çıkardı. Yaprak dergisi serüvenini sürdüremeyeceğini anlayınca Ankara'dan ayrılıp İstanbul'a gitti. Gene o yılın kasım ayı içinde, bir haftalığına geldiği Ankara'da, 10 Kasım 1950 gecesinde, yolda, onarım için kazılmış bir çukura düşerek ayağından yaralandı. İstanbul'a döndükten sonra, bir arkadaşının evindeyken, durumu birdenbire kötüleştiği için kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi'nde, 14 Kasım 1950 tarihinde beyin kanamasından öldü, Rumelihisarı Mezarlığı'na gömüldü. Garip ya da Birinci Yeni denilen akımın öncüsü, kuramcısı. Yirmi sekiz sayı süren Yaprak serüveni öncesinde, Ankara Erkek Lisesi'nde okul kooperatifin parasıyla Oktay Rifat ve Melih Cevdet ile birlikte Sesimiz dergisini çıkarmışlardır. Biçemini belli eden ilk şiirlerini, yine, arkadaşları Oktay Rifat ve Melih Cevdet ile birlikte Varlık dergisinde yayımladı ve müthiş bir ilgi gördü. Şiir ve yazıları, Varlık dergisinden başka İnsan, Ses, Gençlik, Küllük, İnkılapçı Gençlik, Ülkü, Demet, İşte, Aile gibi dergilerde yayımlanmıştır. İkinci Dünya Savaşına katılmayan ve katılmış kadar etkilenen Türkiye'de, Türk şiirini bir takım kalıp ve klişelerden, şairanelikten, yıpranmış benzetmelerden kurtardı, kısa ve basit ama vurucu bir söylem -eda- geliştirdi. Şiirin bilinen ve kabul gören sınır taşlarını yerinden oynattı. Yalın bir halk dili kullandı, yergi ve gülmeceden yararlanarak, sıradan yaşantıların şiirinin de yazılabileceğini gösterdi

İstanbul'da Boğaziçi'nde bir fakir Orhan Veli;
Veli'nin oğlu; tarifsiz kederler içindeyim.

ORHAN VELİ KANIK

DERDİM BAŞKA

Sanma ki, derdim güneşten ötürü;
Ne çıkar bahar geldiyse?
Bademler çiçek açtıysa?
Ucunda ölüm yok ya.
Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten
Güneşle gelecek ölümden?
Ben ki, her nisan bir yaş daha genç,
Her bahar biraz daha aşığım;
Korkar mıyım?
Ah dostum, derdim başka...

DAVET

Bekliyorum...
Öyle bir havada gel ki,
Vazgeçmek mümkün olmasın.

FENA ÇOCUK

Mektepten kaçıyorsun, kuş tutuyorsun,
Deniz kenarına gidip
fena cocuklarla konuşuyorsun,
Duvarlara fena resimler yapıyorsun
Bir şey değil, beni de baştan çıkaracaksın,
Sen ne fena çocuksun...

GÜZEL HAVALAR

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
böyle havada aşık oldum,
Eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum,
Şiir yazma hastalığım hep
böyle havalarda nüksetti,
Beni bu güzel havalar mahvetti.

KİTABE-İ SENG-İ MEZAR

I

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allahın adını,
Günahkar da sayılmazdı.
Yazık oldu Süleyman Efendi'ye

II

Mesele falan değildi öyle,
"To be or not to be" kendisi için;
Bir akşam uyudu; uyanmayıverdi.
Aldılar, götürdüler, yıkandı,
Namazı kılındı, gömüldü.
Duyarlarsa öldüğünü alacaklılar
Haklarını helal ederler elbet.
Alacağına gelince...
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.

III

Tüfeğini depoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matrasında dudaklarınınn izi;
Öyle bir ruzigâr ki, kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigâr.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazısıyla:
"Ölüm Allahın emri, Ayrılık olmasaydı."

Uyuşamayız sevgilim, yollarımız ayrı;
Sen, ciğercinin kedisi ben, sokak kedisi.
Senin yiyeceğin kalaylı kapta
Benim ki, aslan ağzında.
Sen, aşk rüyası görürsün ben, kemik.
Ama seninki de kolay değil, kardeşim;
Kolay değil hani,
Böyle kuyruk sallamak
Tanrının günü.

Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret, Bilmezler.

Logged
Mayıs 13, 2009, 05:25:55
*
Üye Grubu : Usta Üye
Nerden : Kimeneki...
Mesaj Sayisi : 1326
Ruh halim :
Üye No : 4
Teşekkür Gücü : 316
Çevrimdışı

« Yanıtla #2 : Mayıs 13, 2009, 05:25:55 »

 ESS  Thanks Thanks Thanks
Logged
Mayıs 13, 2009, 05:29:34
MasaL
« Yanıtla #3 : Mayıs 13, 2009, 05:29:34 »

hürriyete doğru

Gün doğmadan
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında
İçinde bir iş görmenin saadeti
Gideceksin
Gideceksin ırıpların çalkantısında
Balıklar çıkacak yoluna karşıcı
Sevineceksin
Ağları silkeledikçe
Deniz gelecek eline pul pul
Ruhları sustuğu vakit martıların
Kayalıklarındaki mezarlarında
Birden
Bir kıyamettir kopacak ufuklarda
Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin
Bayramlık seyranlar mı dersin, şenlikler cümbüşler mi
Gelin alayı, teller, duvaklar, donanmalar mı
Heeeey
Ne duruyorsun be at kendini denize
Geride bekleyenin varmış aldırma
Görmüyor musun her yanda hürriyet
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol
Git gidebildiğin yere

Gemiler geçer rüyalarımda,
Allı pullu gemiler, damların üzerinden;
Ben zavallı,
Ben yıllardır denize hasret,
"Bakar bakar ağlarım".

Hatırlarım ilk görüşümü dünyayı,
Bir midye kabuğunun aralığından:
Suların yeşili, göklerin mavisi,
Lapinaların en harelisi...
Hâlâ tuzlu akar kanım
İstiridyelerin kestiği yerden.

Neydi o deli gibi gidişimiz,
Bembeyaz köpüklerle, açıklara!
Köpükler ki fena kalpli değil,
Küpükler ki dudaklara benzer;
Köpükler ki insanlarla
Zinaları ayıp değil.

Gemiler geçer rüyalarımda,
Allı pullu gemiler, damların üzerinden;
Ben zavallı,
Ben yıllardır denize hasret.


DÜŞÜNCELERİMİN BAŞUCUNDA

Hasretimin yıllardan beri bel bağladığı...
İşte odur düşüncelerimin başucunda.
O, göğsünün taşkın hareketi avlucunda,
Gözlerinde rüyaların gülüp ağladığı.

Kendi bahçesidir onun içinde gördüğüm.
Yollar yine her günkü gibi yaz uykusunda
Ve yaban çiçeklerinin buruk kokusunda
Her ikindi günlük rüyasını gören mürdüm.
Onun da dudaklarında bir eskiye dönüş,
O da yüzmede bir ses yığını üzerinde.
Bin hatırayı bir anda duyan gözlerinde
İnsana ruhlar dolusu haz veren düşünüş.
Sonra kızlık kadar temiz, aydın bir açılma:
Evine giden toprak yolda o yine çocuk,
Yine uykuyla başlayan alemde yolculuk
Ve taptaze sabahlar kayısı dallarında.
Hasretimin yıllardan beri bel bağladığı...
İste odur düşüncelerimin başucunda.
O, göğsünün taşkın hareketi avlucunda,
Gözlerinde rüyaların gülüp ağladığı.



İÇKİYE BENZER BİRŞEY

İçkiye benzer birşey var bu havalarda
Kötü ediyor insanı, kötü
Hele birde hasretlik oldu mu serde
Sevdiğin başka ye
Sen başka yerde
Dertli ediyor insanı, dertli
İçkiye benzer birşey var bu havalarda
Sarhoş ediyor insanı, sarhoş...



MAHZUN DURMAK

Sevdiğim insanlara
Kızabilirdim,
Eğer sevmek bana
Mahzun durmayı
Öğretmeseydi.



DAĞ BAŞI

Dağ başındasın;
Derdin günün hasretlik
Akşam olmuş, güneş batmış
İçmeyipte ne halt edeceksin

BİR GÜNÜM DAHA

Bir günüm daha geçti sevdiğimi görmeden

Kederliyim bu günüm bir zehir içti diye

Bir günüm daha onu görmeden geçti diye

Bir günüm daha geçti sevdiğimi görmeden

Neşe yaktım içimde bugünü aştım diye

Göreceğim o güne bir gün yaklaştım diye

Logged
Ilgili Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Orhan Olmez - Aşk beni sevmedi O - Ö harfi ile başlayan sanatçıların klipleri Serap 0 113 Son Mesaj Mayıs 04, 2009, 02:58:45
Gönderen: Serap
Orhan Ölmez - İki Elin Kanda Olsa Da Gel O - Ö harfi ile başlayan sanatçıların klipleri Serap 1 137 Son Mesaj Mayıs 04, 2009, 05:59:28
Gönderen: SarıMeLek
Orhan Gencebay - Bir Teselli Ver Orhan Gencebay Bedhah 0 122 Son Mesaj Mayıs 09, 2009, 08:16:24
Gönderen: Bedhah
Orhan Ölmez-Yasa Dışı Orhan Ölmez İnsomniA 0 82 Son Mesaj Temmuz 10, 2009, 11:17:34
Gönderen: İnsomniA


Google Words: ORHAN VELİ KANIK Dosyasi, ORHAN VELİ KANIK Belgesi, ORHAN VELİ KANIK Programi, ORHAN VELİ KANIK Oyunlari, ORHAN VELİ KANIK Download, ORHAN VELİ KANIK Resimleri, ORHAN VELİ KANIK Hikayeleri, ORHAN VELİ KANIK Haberleri, ORHAN VELİ KANIK Indir, ORHAN VELİ KANIK Yükle, ORHAN VELİ KANIK Videosu, ORHAN VELİ KANIK Arsivi, ORHAN VELİ KANIK Albümü,
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Rengli Theme By Burak & Forum



Wap - Wap2 - Wap Forum - XML - Rss

site ekle adres.gen.tr Arama Motoru Aradur.com | Arama Motoru SiteTR Güzel Linkler Dizini Senbul.com Genel
Hosgeldiniz
Hala Üye degilmisiniz?
Üye olmak çok kolay
Üye olmak için tiklayin