| Mayıs 20, 2009, 05:09:33 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : 
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
|
 |
« Yanıtla #15 : Mayıs 20, 2009, 05:09:33 » |
|
İŞSİZ ŞİİR
bu imkansızlıklar bu yaralar hepsi, hepsi insan işi
sevda diye bağıran yüzün, bir kitabın en sır satırını okuyan sesin, beni bana düşman eden, ağlamaklı gecelerimin tek temsilcisi ve hiçbiryerde şubesi olmayan yüzün yani baştan ayağa sen...
bu bakışlar bu bakır tadı hepsi, hepsi insan işi ve insanın insana ettiği en yalan yemin: AŞK! hepsi, hepsi insan işi..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 20, 2009, 05:10:09 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : 
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
|
 |
« Yanıtla #16 : Mayıs 20, 2009, 05:10:09 » |
|
KAYIP YILDIZ
Sonbaharın serin esen rüzgarlarında Sabahın güneşi, akşamın ayışığında Arıyorum! Kaybettim geceyi ve gündüzü
Yokluğun acıydı hançer misali Sözlerin acıydı kurşun misali Ahirette arar bulurum seni Kendimi unutur unutmam seni
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 20, 2009, 05:10:32 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : 
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
|
 |
« Yanıtla #17 : Mayıs 20, 2009, 05:10:32 » |
|
MART DİYE BAHAR GELDİ
Adını savurur rüzgar, Saçlarının niyetine. Aşka küserim sonra,ülserim azar, Azar azar düşer şakaklarıma mart akları.
Bak ne güzel erken bahar açmış ağaçlar, Bir soğuk vursun da görsünler günlerini!
Adını savurur rüzgar, Deneyimli bahar niyetine. Ülserim azar, Azar azar düşer saçlarıma mart akları.
Ben her bahar pişman olurum. Erken açar baharlarım, Soğuk vurur goncalarıma, Toprak olurum.
Martı görünce kaçacak yaz ararım. Ve gözlerimi kapatırım erken martı sesi duyunca. Sanki kızım dilime vurmuş sanırım, Giderken kapattığım kapının kilidi.
Ben her bahar pişman olurum. Güneşe kanar baharlarım.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 20, 2009, 05:11:07 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : 
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
|
 |
« Yanıtla #18 : Mayıs 20, 2009, 05:11:07 » |
|
MAVİLERE UYANMAK
yedi iklim geçer, ağarıp solan güz ışıklarından yalan pencerelere doğru...
uykularda olur ne olursa yangınlar, takvim ziyanları, gömülü sevdalar...
iksir gibi yayılır hücrelerimin rehavetine ıslaklığın düş tüccarları ağır mesaidedir...
uykularda olur ne olursa, talanlar ve beton serinliği inşaat halindeki aşkların...
uykularda ölür ne ölürse, kıpırdayan su gülümseyen yel...
yedi iklimin oralarda kavalını kırmış bir çobandır gökyüzü, aklında new orleans heybesinde caz!
yedi iklimin bar olduğu yerdedir uykunun alkol imparatorluğu kalabalık avındadır bakışlar...
uykularda olur ne olursa, bitmez efkar kırları bazı saçlarda ve ölüm gibi suskunluklar açar derin kuyularda...
ve şaka gibi ve sarsak sarsak ve kımıl kımıl bir yaşamaktır MAVİLERE UYANMAK en kesif karanlıklara kafa tutan gözlerinin mavisine kuşanmak...
senin kanatların var, benim köylü yüreğim... operada tezek kokusu bu şehirdeki varlığım! .. beni taşıyacak vesaitim yok bu caddeüstü sevdada ellerinden gayrı.. 'gayrı dayanamam ben bu hasrete' ya beni de yitir ya sen de git beni götürdüğün yere... türküleri sev yalan kahkahalardan uzak dur canımın suyuyla yıka ellerini.. aklımın maharetiyle giydir en mavi yerlerini...
senin adın buzul mavisi! çünkü mavilerde uyur, benden sana geçen sende beni kalkındıran ne varsa! sevdiğim, açlığımın uzak ufku, her sabah; güneşten ne zaman işaret alırsan ne zaman dar gelirse soluğun böyle uzun sarılmaklara, fikrini kurcalarsa eğer açık korkular, işte o zaman mavilere, mavilere uyandır beni...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 20, 2009, 05:11:27 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : 
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
|
 |
« Yanıtla #19 : Mayıs 20, 2009, 05:11:27 » |
|
MEVSİMLİK ŞARKI
Kanıyor takvimden gamsız ağaçsız evlatlarını döver gibi seven bir sonbahar güvertesinde adresini şaşırmış kayıp bir nisan yağmuru
ömrümün sol anahtarısın hazan makamının kapısını açan ne nisanlar gördüm ben ilkbahardan kaçarken bir mızrapa tutunan
ne bileyim ben böyle bir şeydir herhalde bir mevsimin şarkısı ya da mevsimlik bir vivaldi sancısı...
ekim kasım işlerini öğrenirken bir keman ağlamayı bir de, şarkıya söz yürür, yeşile aldanır suyun kudreti ve sen hiçbir zaman sol anahtarı yaptıracak bir çilingir bulamazsın bana kalırsa sen, ömrümün sonuna kadar, o şarkının kapısında kalacaksın!
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 20, 2009, 05:12:39 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : 
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
|
 |
« Yanıtla #20 : Mayıs 20, 2009, 05:12:39 » |
|
NE GÜZEL
İkimizde seni seviyoruz ne güzel Olmuş yerlerine bakıyoruz Bütün aynalarda ikimizde seni beğeniyoruz ne güzel mevsimler geçiyor üstümüzden susuz bir yolculuk tıka basa dolu mataralar arasında ikimizde seni seviyoruz ne güzel söylenmiş sözleri tekrarlamaktan ve incinmekten yine eski yaralarımızdan korkuyoruz ikimizde saklanıyoruz ne güzel gözlerimizdeki ölü çocukları besliyoruz bütün gördüklerimizle ikimizde körüz kendimize ne güzel
sakındığımız yerlerimizden korkular açıyor iyi niyetli çiçekler kılığında birbirimize hiç armağan vermiyoruz ne güzel iz bırakmak istemiyoruz tenlerimizde evlerimizde çünkü kolay tespit ediliyor acılar hemen ele veriyor bizi uğruna ihanetler verdiğimiz şarkılar silemiyoruz ne güzel yüreğimizdeki parmak izlerini ikimizde seni seviyoruz ne güzel eski sevgililerimizi okumaktan ve yazmaktan geçtik ama dilimize çeviremedik aşk yazısını okumaktan ve yazmaktan geçtik cebimizde yaralı sözcükler ne biriktirdiysek ona vurulduk entelektüel ay ışıklı akşamlarda
hiç yanmadığı için bitmeyen mumlarımız işe yaramaz şamdanlarda okumaktan ve yazmaktan geçtik ortam iyi koksun diye yaktığımız aromalı mumların hijyenik ışığında
kendimize o kadar güveniyorduk ki birbirimize ihtiyacımız yoktu oysa aşk güvensizlerin işiydi unuttuk
sakındığımız yerlerimizden ayrılıklar açıyor zehir zemberek gece kılığında ama korkmuyoruz çünkü biz zeki okumuş yazmış zeki yazanı görmüş yazmayı seçmiş okumaktan usanmış zeki kendini beğenmiş zeki hiçbir şeyi beğenmemiş deneyimli bilgili zeki
çok şey öğrenmiş öğrendiğinden fazlasını öğretmiş zeki korkusuz
ve çocuktuk...
o kadar çok ağlamıştık ki hiç ağlamayacakmış gibi yaşadık
ikimiz birlikte hiç ağlamadık ne güzel
şimdi tanıdık'ki bizim için tanıdık olmayan bir şey kalmadı hayatta- bir yol çatalında elele duruyoruz ikimizde ağlamaklı değiliz ne güzel
ikimiz de hala seni seviyoruz ne güzel
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 20, 2009, 05:13:03 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : 
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
|
 |
« Yanıtla #21 : Mayıs 20, 2009, 05:13:03 » |
|
ÖMRÜM ÖMRÜM
mum yanar mum ışıldar kendileri yoktur gölgeleri oluşur ferinden korkulsa da rahmetin yenilmez toprağa can katmanın kudreti bir ömre kaç hayat sığar görülecektir.... mum aydınlar mum sınar ayrılık acısı kadar seversin ve sevmenin coşkusu kadar koyar insana aşk sözlüğünden ayrılmak
mum yaralanır mum sürer kem göz sahibini sürükler son çağındır artık fitil kokar gövdende birikir senden eriyen parçalar
mum biter mum söner dibine hayatın işte yaşadım dediğin bir mum ömrüdür
eren ve eriten kendini....
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 20, 2009, 05:13:23 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : 
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
|
 |
« Yanıtla #22 : Mayıs 20, 2009, 05:13:23 » |
|
ÖYLE BAKMA ÇÜNKÜ
Güzel bahçeli bir ilkokulun penceresinden dünyaya, hayretihasret ve biraz da bayat bayram şekeri kederiyle bakan, aklı canbaz,yanağı al, sesi çilek aroması bir çocuk oturuyor gözlerinde...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 20, 2009, 05:14:33 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : 
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
|
 |
« Yanıtla #23 : Mayıs 20, 2009, 05:14:33 » |
|
SANA BAKMAK
her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla uçak örneğin uçurtma mesela altına konulabilir bir ayağı ötekinden kısa olduğu için sallanan bir masanın veya şiir yazılabilir süresi ötekilerden kısa bir ömür üzerine.
bir beyaz kağıda her şey yazılabilir senin dışında güzelliğine benzetme bulmak zor sen iyisi mi sana benzemeye çalışan her şeyden bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor belki tabiattadır çaresi senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin ve benim bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim anlarım bitkiden filan ama anlatamam toprağın güneşle konuşmasını sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla
sen bana ışık ver yeter bende filiz çok köklerim içimde gizlidir gelen giden açan soran bere budak yok bir şiir istersin içinde benzetmeler olan kusura bakma sevgilim heybemde sana benzeyecek kadar güzel bir şey yok
uzun bir yoldan gelen tedariksiz katıksız bir yolcuyum yaralı yarasız sevdalardan geçtim koynumda bir beyaz kağıt boşluğu her şeyi anlattım olan olmayan acıtan sancıtan bilsem ki sana varmak içindi bütün mola sancıları bütün stabilize arkadaşlıklar daha hızlı koşardım severadım gelirdim gözlerinin mercan maviliğine
sana bakmak suya bakmaktır sana bakmak bir mucizeyi anlamaktır
sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır aşk sorgusunda şahanem yalnız kelepçeler sanıktır ne yazsam olmuyor çünkü bilenler hatırlar hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar bahçıvanlar değil tüccarlardır sen öyle göz sen öyle toprak ve güneş ortaklığı sen teninde cennet kayganlığı iken sana şiir yazmak ahmaklıktır
bir tek söz kalır dişlerimin arasından ben sana gülüm derim gülün ömrü uzamaya başlar
verdiğim bütün sözler sende kalsın isterim ben sana gülüm derim gül sana benzediği için ölümsüz yazdığım bütün şiirler sana başlayan bir kitap için önsöz
sana bakmak bir beyaz kağıda bakmaktır her şey olmaya hazır sana bakmak suya bakmaktır gördüğün suretten utanmak sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır sana bakmak allah'a inanmaktır
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 20, 2009, 05:15:11 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : 
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
|
 |
« Yanıtla #24 : Mayıs 20, 2009, 05:15:11 » |
|
SEVEBİLME İHTİMALİ
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam... Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim. İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman özlemeye başladım herkesi... Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra.. Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı... Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı... Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık.. Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla... Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle... Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi.. Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu. Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri. Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben. Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim.. Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak.. Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu.. Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri. Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliğini Otobüs oluyordum bir süre Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde Otobüs oluyordum Bir ülkeden bir iç ülkeye Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum. Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin Korkuyordum Sonra iniyordum otobüsten Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum. Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda.. Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yol üstü lokantasında Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim
Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 20, 2009, 05:15:44 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : 
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
|
 |
« Yanıtla #25 : Mayıs 20, 2009, 05:15:44 » |
|
SUSUŞTU YÜZÜN
bir ufukta bitiyor yüzün ve başka bir gökyüzü başlıyor komşu ellerle sarmalanıyorsun yanıyorsun...
ne kadar övülsen az avazım çıktığı kadar susuyorum ismindeki sesli harfleri
mayınlı bir gülümsemeyle senin karasularında olmak üstünde ilkbahar bir entari; sanki yeniden eski bir öyküye başlamak...
yüzündeki o billur akşam kahvaltısı sürgülerken özümü, ne kadarını sustuk konuştuklarımızın?...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 20, 2009, 05:16:29 |
|
Üye Grubu : Usta Üye
Yas : 1907
Cinsiyet : 
Nerden : İstanbul
Mesaj Sayisi : 1269
Ruh halim :
Üye No : 2
Teşekkür Gücü : 496
|
 |
« Yanıtla #26 : Mayıs 20, 2009, 05:16:29 » |
|
YAĞDIKÇA...
Yerle yeksan, ıslak saçlı, kem gözlü, Kavim göçlerinden bu yana ağlayan Ve durmadan Cep kanyağı yakıcılığında ezgiler Çalan, çaldıran, yakalatan Adı bende gizli bir kadındı İstanbul
Şehre bir yağmur yağdı Ben ağladım
Sevilirken ayrılmak mı kaldı Bizanstan Yalan dolan yoktu gözlerde sadece ses Verilen sözler birdi edilen yeminler sıfır Eşyalar alındı fotoğraflar söküldü yerlerinden Bir aşkın izlerini yok edecek yeni bir aşk sipariş edildi yeniden
Bir şehre yağmur yağdı Ben ağladım
Kim daha çok yalan söndürdü çay bardaklarında Hangisi talandı demli öpücüklerin Ve buğularda yitirilen kimin adıydı Bir aşktan diğerine kaç saate gidiliyordu Soyulur muydu kabuğu hayatın Yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı?
Yağmur şehre bir yağdı Ben ağladım
Ben ençok seni götürdüm giderken Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları Yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı
Ben yağmur ağladım bir şehre yağdı Ben şehre ağladım bir yağmur yağdı Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı
Ben... Yağmur... Ağladım...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 20, 2009, 05:16:38 |
|
Üye Grubu : Tiryaki Üye
Cinsiyet : 
Nerden : her an degısebılır
Mesaj Sayisi : 490
Ruh halim :
Üye No : 32
Teşekkür Gücü : 88
|
 |
« Yanıtla #27 : Mayıs 20, 2009, 05:16:38 » |
|
KAYIP KENTİN YAKIŞIKLISI
Dokuzunda kayboldu Mayıs'ın, Cesedi bulundu Onikisinde...
Kaçırıldığında da Kaybolduğunda da Ve cesetken de Yakışıklıydı..
Amcamdı.
BU ŞİİRİ COK SEVIYORUM O YUZDEN BEN VERMEK ISTEDIM
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Mayıs 13, 2009, 04:52:34 |
|
Prenses
|
 |
« Yanıtla #28 : Mayıs 13, 2009, 04:52:34 » |
|
"Sana bakmak" ve "sevebilme ihtimali" gözdelerim arasında.. Ses tonu öyle güzel uyuyorki şiirle dans ediyor adeta... Yanlız bu şiirleri normalde okusam beğenmeme olasılığım yüksek ama Yılmaz'ın yorumuyla okuyunca anlatılmaz bir güzelikde,Sevdiren de bu anlatım şekli olsa gerek... Teşekkürler 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|